BİK ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "bik" olan, toplam 31 adet kelime bulunmaktadır. bik ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu bik ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde bik olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

BİKUSPİTALİS

10 harfli kelimeler

BİKARBONAT

9 harfli kelimeler

BİKEREMİZ, BİKIRICIK

8 harfli kelimeler

BİKESLİK, BİKIRTIK, BİKIRTİK, BİKLİNUM, BİKORNİS

7 harfli kelimeler

BİKARAR, BİKELLE, BİKIRIK, BİKUÇUK

6 harfli kelimeler

BİKİNİ, BİKERE, BİKİTİ, BİKLEÇ

5 harfli kelimeler

BİKES, BİKİR, BİKAÇ, BİKAR, BİKAS, BİKAŞ, BİKÇİ, BİKEK, BİKEZ, BİKİS

4 harfli kelimeler

BİKA, BİKE, BİKİ

Bazı kelimelerin anlamları

BİK

Tarlada açılan su yolu, ark. Mermer kesmeğe yarayan külünk.

BİKARAR

Kararsız.

BİKIRTIK

Bir parça, azıcık, biraz.

BİKIRICIK

Bir parça, azıcık, biraz.

BİKIRIK

Bir parça, azıcık, biraz.

BİKLİNUM

(İçmimari) Romalılarda iki kişinin uzanarak yemek yediği bir çeşit kerevet, sedir, divan. a. bk. seki.

BİKARBONAT

Hidrojen karbonatların genel adı.

BİKİNİ

Deniz, göl, havuz vb. yerlere girerken veya güneşlenirken giyilen, iki parçadan oluşan kadın giysisi.

BİKUÇUK

Çok küçük.

BİKORNİS

İki boynuzlu.

BİKUSPİTALİS

İki uçlu, iki parçalı.

BİKERE

Bir kere. Artık, bu defa, bundan sonra. Bunun üstüne, netice olarak.

BİKEREMİZ

Bunun üstüne, netice olarak.

BİKIRTİK

Bir parça, azıcık, biraz. Birazcık, ufacık, küçük bir parça.

BİKESLİK

Kimsesizlik.

BİKELLE

Bir kere.

  -   -   -  

Anlamında BİK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde BİK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÇITLIK

Çitlembik.

KIZLIK

Cinsel ilişkide bulunmamış bayanın durumu, erdenlik, bakirlik, bekâret, bikir. Bir kadının evlenmeden önceki yaşantısıyla ilgili, o döneme özgü. Üvey kız.

NANOTEKNOLOJİ

Maddenin atomik veya moleküler boyutta işlenerek mikroskobik boyutta ürünlerin üretilmesi yöntemi.

SU

Hidrojenle oksijenden oluşan, sıvı durumunda bulunan, renksiz, kokusuz, tatsız madde, ab. Meyve, sebze vb.nin sıkılmasıyla elde edilen sıvı. Bazı kokulu yaprak veya çiçeklerin imbikten çekilmesiyle elde edilen kokulu sıvı. Kez. Sutaş. Yemeğin sıvı bölümü. Demir araçları ateşte kızdırdıktan sonra, suya daldırılarak sağlanılan sertlik. Bu sıvıdan oluşan kitle, deniz, akarsu.

MİNORKA

Genellikle siyah tüylü, balta veya gül ibikli yumurta tavuğu.

PARABOL

Bir düzlemin odak denen sabit bir noktadan ve doğrultman denen sabit bir doğrudan eşit uzaklıktaki noktalarının geometrik yeri, yarı kübik.

KİMSESİZLİK

Kimsesiz olma durumu, yalnızlık, bikeslik.

PERONOSPORA

Patates, pancar, asma ve daha başka bitkilerde mildiyu hastalığına yol açan mikroskobik mantar.

KARARSIZ

Kararı olmayan. Dengesiz. Karar vermekte güçlük çeken, duruksun, tereddütlü, bikarar, mütereddit.

DARDAĞAN

Palmiye cinsinden bir ağaç (Celtis tournefortii). Bu ağacın çitlembik büyüklüğünde, sert çekirdekli tatlı yemişi.

KARBONAT

Karbonik asidin bazlarla birleşerek oluşturduğu tuzların genel adı. Sodyum bikarbonat. Genellikle sindirimi kolaylaştırmak için suya katılan kimyasal birleşim.

MANTAR

Mantarlardan, içinde zehirlileri de bulunan, silindir bir gövde ve üst tarafı şapka biçiminde olan ilkel canlıların genel adı (Fungi). Esnek ve sudan hafif olduğundan şişe tapası, cankurtaran simidi, cankurtaran yeleği, ayakkabı tabanı ve daha birçok şeyin yapımında kullanılan, su geçirmeyen, meşe ağacı tabakası. Balık ağlarını su yüzünde tutmaya veya olta sarmaya yarayan mantar parçası. Uydurma söz, yalan. Mantar hastalığı. Mantar hastalığına neden olan mikroskobik canlı. Hayvanların burun ucu. Kaldırıma araçların park edilmesini engellemek amacıyla zemine gömülmüş mantar biçiminde beton yükselti. Bu tabakadan yapılmış olan şişe tapası. Çocukların özel tabanca ile patlattıkları barutlu madde.

SARA

Zaman zaman kendini kaybederek olduğu yere düşme, vücutta şiddetli çırpınmalar ve ağız köpürmesi ile ortaya çıkan bir sinir hastalığı, tutarık, tutarak, tutarga, yilbik, epilepsi.

DAMITICI

İmbik. Endüstride türlü ham maddeleri damıtan kimse.

DAMITMAK

Gaz ürünler elde etmek için, bazı katı nesneleri ısı yoluyla temel ögelerine ayrıştırmak, imbikten çekmek, taktir etmek. Sıvı karışımlarda, karmaşık, değişken birleşimleri oluşturan ögeleri, özellikleri belirli ürünlere ayırmak.

EMZİK

Süt çocuklarını oyalamak için ağızlarına verilen kauçuk meme. Sigara ağızlığı. İbrik, çaydanlık, testi vb. kapların, suyu azar azar akıtmaya yarayan içi delik uzantısı, ibik. Beslemek için süt çocuklarına meme yerine emdirilen ağzı kauçuklu süt şişesi, biberon.

MANEVRA

Bir aletin işleyişini düzenleme, yönetme işi veya biçimi. İstenilen amaca ulaşmak için tutulması gereken yol. Geminin bir yere yanaşmak veya bir yerden çıkmak için yaptığı hareket. Hareket, gidiş geliş. Lokomotifin, katar katmak veya katar dağıtmak için ileri geri giderek hattan hatta geçmesi. Tatbikat.

ÖRTMECE

Söylenmesi kaba, çirkin veya sakıncalı görülen nesnelerin, kavramların, başka kelimelerle daha uygun ve edepli bir biçimde anlatılması, edebikelam. Kandırma, gizleme.

ÇEKMEK

Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.

İBİKSİ

İbiği andıran, ibiğe benzeyen, ibik gibi.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük