BELA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "bela" olan, toplam 16 adet kelime bulunmaktadır. bela ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu bela ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde bela olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

BELAGATSİZ, BELASIZLIK

9 harfli kelimeler

BELAGATLİ, BELAĞEYRU

8 harfli kelimeler

BELABUKİ, BELANARI

7 harfli kelimeler

BELAGAT, BELASIZ, BELADAN, BELAHET, BELALAN

6 harfli kelimeler

BELALI

5 harfli kelimeler

BELAK, BELAN, BELAŞ

4 harfli kelimeler

BELA

Bazı kelimelerin anlamları

BELA

İçinden çıkılması güç, sakıncalı durum. Hak edilen ceza. Büyük zarar ve sıkıntıya yol açan olay veya kimse.

BELAHET

Alıklık.

BELADAN

Çınar ağacı.

BELALI

Yoran, üzen, can sıkan. Kavgacı, şirret. Yolsuz kadının zorba dostu.

BELAGAT

İyi konuşma, sözle inandırma yeteneği. Söz sanatlarını inceleyen bilgi dalı, retorik. Bir şeyde gizli olan derin anlam. Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak hiçbir yanlış ve eksik anlayışa yer bırakmayan, yorum gerektirmeyen, yapmacıktan uzak, düzgün anlatma sanatı.

BELABUKİ

Halbuki.

BELAŞ

Beleş, parasız.

BELAĞEYRU

Lüzumsuz, faydasız, boşuboşuna.

BELAGATSİZ

Belagati olmayan.

BELASIZLIK

Belasız olma durumu.

BELALAN

Tepe, yüksek yer, üzeri yassı tepe, ufak tepe. Ordu kenti, Korgan ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Samsun ilinde, Çakıralan nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Samsun şehrinde, Kavak belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Samsun ili, Mezraa bucağına bağlı bir bölge.

BELASIZ

Bela içermeyen.

BELAGATLİ

Belagati olan.

BELANARI

Şöyle böyle, az çok, oldukça, biraz, üstünkörü.

BELAK

Kundak, çocuk bezi.

BELAN

İki tepe arasındaki alçak kısım, belen. Tarla, sert topraklı yer. Tepe, yüksek yer, üzeri yassı tepe, ufak tepe. Dağ üzerindeki yüksek geçit, yol, dönemeçli, dik dağ yolu.

  -   -   -  

Anlamında BELA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde BELA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

RETORİK

Güzel söz söyleme, hitabet sanatı. Söz sanatlarını inceleyen bilim dalı, belagat.

FELAKET

Büyük zarar, üzüntü ve sıkıntılara yol açan olay veya durum, yıkım, bela. Çok kötü. Şaşırtıcı, hayrete düşürücü.

KELBAY

Kerbelai, Kerbelâ'yı ziyaret eden.

ANDIR

Korku, şaşma, hayranlık bildirir ünlem. Ölüden kalan eşya, sahipsiz kalan eşya, soyka. İnsan ve hayvanlara ilenç yerine, sahipsiz kal anlamında kullanılır. Pis, iğrenç, hantal, kötü, uğursuz, çirkin, miskin, tembel. Erkeklik organı. Kadının cinsiyet organı. Akrep. Uğursuz. Bela, kötülük. Kötü yürekli. Sahipsiz.

ASCETOSPORA

Türbelalar, annelidler, yumuşakçalar ve kabuklularda parazitlenen Haplosporea ve Paramyxea olmak üzere iki sınıfı bulunan, polar kapsülleri ve polar iplikçikleri bulunmayan hücre içi protozoonların bir bölümü.

ALIKLIK

Alık olma durumu, belahet.

TABELACI

Tabela yazan kimse.

ŞERGİL

Askıntı, baş belası.

ABELA

Böyle, bu şekilde: Abela oyna.

GADA

Dert, hastalık. Belâ. Kardeş. Teyze. Ağabey. Kaza, bela. Dert, keder, üzüntü. Eski türkçe kadaş: Arkadaş. "Yunus gadam annadur.". Eski türkçe kadaş: kardeş; arkadaş. Kadar. Bela. Erkek kardeş (Çayağzı). Kaza, dert (Gadan alım şeklinde kullanılır.). Kadar (Kuşu). Kadar (bk. kada, kadar, kadan).

LEVHA

Bir yere asılmak için yazılmış yazı, safiha. Tabela. Tablo, resim.

DEFİBELA

Başa gelen belayı savma.

GÜÇLÜKLE

Kolay olmayan bir biçimde, zar zor, zor bela.

GAİLE

Sıkıntı, dert, keder, üzüntü. İstenmeyen durum, baş belası. Uğraştırıcı iş, çekilmesi zor yük.

ONMADIK

Talihi yaver gitmeyen, başı beladan kurtulmayan. Bereketsiz.

AVARIZ

Kazalar, belalar. Engebe. Osmanlılarda önceleri yalnız olağanüstü durumlarda, sonraları ise sürekli olarak halktan toplanan vergi.

KARTELA

Tombala vb. oyunlarda sayıların yazılı olduğu kart. Boya, kumaş, halı vb. ürünlerin çeşitlerini küçük parçalar hâlinde gösteren liste. Tuluat tiyatrosunun kapısına asılan tabela.

BELİĞ

Belagati olan, belagatli. Anlaşılır.

KÜNERE

Eski: Evin küneresi başa bela.

MEKİR

Umacı, hortlak. Şeytan. İnatçı. Tedirgin edecek denli birinin üstüne düşen, yapışkan. Belâ. Pislik, bela.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük