BARIN ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "barın" olan, toplam 25 adet kelime bulunmaktadır. barın ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu barın ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde barın olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

BARINDIRILABİLMEK

16 harfli kelimeler

BARINDIRILABİLME

15 harfli kelimeler

BARINDIRABİLMEK

14 harfli kelimeler

BARINDIRABİLME

13 harfli kelimeler

BARINDIRILMAK

12 harfli kelimeler

BARINABİLMEK, BARINDIRILMA

11 harfli kelimeler

BARINDIRMAK, BARINABİLME

10 harfli kelimeler

BARINDIRMA, BARINILMAK

9 harfli kelimeler

BARINAKCA, BARINILMA

8 harfli kelimeler

BARINMAK, BARINCAK, BARINDIR, BARINLIK, BARINMAH

7 harfli kelimeler

BARINAK, BARINMA, BARINAV, BARINDI, BARINIŞ, BARINTI

5 harfli kelimeler

BARIN

Bazı kelimelerin anlamları

BARIN

Göğüs: Barnıma bir yumruk vardu. Öküzleri otlatma, doyurma. Çekinlerin çarpışma olaylarında gösterdikleri kesit alanlar için kullanılan ölçü birimi. Bütün, hep. Güç, kuvvet. Göğüs. Diyarbakır şehrinde, Kulp belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

BARINDIRILABİLME

Barındırılabilmek işi.

BARINILMA

Barınılmak işi.

BARINDIRMA

Barındırmak işi.

BARINABİLMEK

Barınma imkânı veya olasılığı bulunmak.

BARINMAK

Doğa etkilerinden korunmak için kapalı bir yere sığınmak. Bir yerde yatarak geceyi geçirmek. Yerleşmek, yaşamak için uygun şartlar bularak oturmak. Çevresiyle uyumlu, dirlik içinde yaşamak. Soyut kavram bir yerde etkili olmak, gelişecek ortamı bulmak.

BARINDIRILMA

Barındırılmak işi.

BARINDIRABİLMEK

Barındırma imkânı veya olasılığı bulunmak.

BARINABİLME

Barınabilmek işi.

BARINDIRMAK

Barınmasını sağlamak.

BARINDIRABİLME

Barındırabilmek işi.

BARINAKCA

Fırtına ve benzeri zorunlu nedenlerle gemilerin sığınabilecekleri yer.

BARINILMAK

Barınma işi yapılmak.

BARINCAK

Karşılığında bir gündelik ödenerek oturulan, kimisinde, yemek yemeye elverişli ortak yerler de bulunan ve çoğu kez bir ailenin yanında kalınan konut. Öğrencilerin, karşılığında para ödeyerek kaldıkları yurt.

BARINDIRILMAK

Barındırma işine konu olmak.

BARINDIRILABİLMEK

Barındırılma imkânı veya olasılığı bulunmak.

  -   -   -  

Anlamında BARIN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde BARIN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

HUZUREVİ

Yaşlanmış kimselerin bakımlarının yapıldığı ve barındığı kurum.

DARÜLEYTAM

Yetimlerin barındığı yer.

GARAJCI

Otomobil, otobüs vb. taşıtları belli bir süre barındıran, gereğinde bakım ve onarımlarını yaptıran işletmeci.

ÇENE

Canlılarda baş bölümünde yer alan, kemik veya kıkırdak ile desteklenen, altlı üstlü dişleri taşıyan ve ağzın kapanıp açılmasını sağlayan kasları üzerinde barındıran iki parçaya verilen ad. Baş bodoslamasının omurga ile birleştiği yer, çarık. Köşe. Mengene, kerpeten vb. araçların eşyayı sıkıştıran karşılıklı iki parçasından her biri. Çok konuşma huyu, gevezelik.

ÇADIR

Keçe, deri, kıl dokuma, sık dokunmuş kalın bez veya plastik maddelerden yapılarak direklerle tutturulan, taşınabilir barınak, çerge, oba, otağ. Gölgelik olarak kullanılan tente veya şemsiye.

ÇATI

Bir yapının, bir evin damını kuran parçaların bütünü. Bir yapıyı örten ve eğik yüzeyleri olan damın tahtadan iç yapısı. Belli bir maksada yönelik kimselerin oluşturduğu birlik. Özne, nesne durumlarına göre, belirli çatı eklerinin fiil kök veya gövdelerine getirilen türev, bina: Sevinmek (sev-in-), sevdirmek (sev-dir-), sevindirmek (sev-in-dir-) gibi. İnsan ve hayvanda iskeletin kuruluşu. Yapının tavanı ile damı arasındaki kullanılan yer. Birbirine çatılmış, çakılmış şeylerin bütünü. Barınılan, sığınılan yer. Hikâye, roman, piyes vb. edebî türlerde olay kuruluşu, kurgu.

AĞIL

Evcil küçükbaş hayvanların barındığı çit veya duvarla çevrili yer, arkaç. Hale. Bazı görüntülerdeki çok ışıklı cisimleri çevreleyen ışıklı teker.

BAKIMEVİ

Bakıma gereksinimi olan kimselerin bakıldıkları, barındıkları kuruluş. Belirli noktalarda özellikle kar mücadelesinde kullanılan araç ve gereçlerin barındırıldığı bina. Kurum ve kuruluşlarda motorlu araçların onarıldığı ve korunduğu yer veya birim. Kademe.

ÇEKMECE

Masa, dolap vb. şeylerin dışarıya çekilen bölümü, göz, çekme. İçinde mücevher vb. değerli şeyler saklanan küçük, süslü sandık. Gemilerin barınabilecekleri koy.

DÜŞKÜNLEREVİ

Çalışma gücünden yoksun, kazancı olmayan yoksul kimselerin barındırıldığı toplumsal bir yardım kuruluşu, bakım yurdu, darülaceze.

İBATE

Barındırma.

BARINMA

Barınmak işi.

ÇARDAK

Tarla, bahçe vb. yerlerde ağaç dallarından örülmüş barınak. Denizli iline bağlı ilçelerden biri. Asma vb. bitkilerin dallarını sardırmak için direklerle yapılmış yer. Kameriye.

HANGAR

Uçak, araba, tarım aracı vb. nesneleri barındırmaya yarar kapalı yer, sundurma.

GÜZLEK

Güz yağmuru. Havaların soğuması üzerine yaylalardan dönen hayvanların otlatılması ve bir süre barındırılması için ayrılmış, dağ eteklerinde bulunan mera. Güz mevsiminin geçirildiği yer.

AHIR

Evcil büyükbaş hayvanların barındığı kapalı yer, hayvan damı.

BAKICI

Bakma işiyle görevlendirilen kimse. Bir şeyi satın almayı düşünmeden yalnızca bakarak ilgilenen kimse. Falcı. Yabancı ülkede bir aile yanında kalarak eğitimini sürdüren ve aynı zamanda o evin çocuklarına bakan kimse. Genellikle çocuk, yaşlı ve hastalara bakma işiyle görevli kimse. Yeme içme, barınma ve eğitim karşılığında bakıcılık görevi yapan kimse.

DÜŞMAN

Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse, yağı, hasım, antagonist, dost karşıtı. Aralarında birbirleriyle çatışmaya varacak ölçüde anlaşmazlık olan taraflar. Bir şeyi büyük ölçüde kullanıp tüketen kimse. Birbirleriyle savaşan devletler ve bu devletlerin asker, sivil bütün uyrukları. Bazı şeylerden nefret eden, tiksinen kimse. Bir şeyin yaşamasına, barınmasına engel olan (güç, tutum vb.).

BARINAK

Barınılacak yer, melce.

ÇÖZ

Bumbar, bağırsak. Bumbarın yağı.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük