BAĞLAN ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "bağlan" olan, toplam 19 adet kelime bulunmaktadır. bağlan ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu bağlan ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde bağlan olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

BAĞLANTISIZLIK

13 harfli kelimeler

BAĞLANABİLMEK, BAĞLANIVERMEK, BAĞLANTILILIK

12 harfli kelimeler

BAĞLANABİLME, BAĞLANIVERME

11 harfli kelimeler

BAĞLANTISIZ

10 harfli kelimeler

BAĞLANTILI

9 harfli kelimeler

BAĞLANMAK, BAĞLANMAH

8 harfli kelimeler

BAĞLANAK, BAĞLANIM, BAĞLANIŞ, BAĞLANMA, BAĞLANTI, BAĞLANAN, BAĞLANDI

7 harfli kelimeler

BAĞLANI

6 harfli kelimeler

BAĞLAN

Bazı kelimelerin anlamları

BAĞLAN

"Sev, sevdiğine bağlı kal" anlamında kullanılan bir isim ". Diyarbakır şehri, Kayacık nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Iğdır şehri, Tuzluca ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

BAĞLANMAH

Zifaf gecesi iktidarsız olmak.

BAĞLANIM

Bağlanma işi. Siyasal veya sosyal konularda yan tutma.

BAĞLANTISIZLIK

Bağlantısız olma durumu, irtibatsızlık, angajmansızlık.

BAĞLANMA

Bağlanmak işi veya durumu.

BAĞLANMAK

Bağlama işine konu olmak. Yalnızca belli bir işle uğraşmak. Bir şey bir kimseye ayrılmak, tahsis edilmek. Beklenen şey elde edilmez olmak. Sevmek, içten bağlı olmak. Sözle veya yazılı olarak bir şeye bağlanmak, angaje olmak.

BAĞLANABİLME

Bağlanabilmek işi.

BAĞLANTI

İki veya daha çok şeyin birbiriyle bağlı bulunması, ilişki, irtibat, bağlanak. İki şey arasında ilişki sağlayan bağ. Yapılacak işle ilgili sözlü veya yazılı anlaşma, angajman.

BAĞLANTILI

Aralarında bağlantı bulunan, irtibatlı, rabıtalı, bağlantılı.

BAĞLANIVERME

Bağlanıvermek işi.

BAĞLANAK

Bağlantı.

BAĞLANABİLMEK

Bağlanma imkânı veya olasılığı bulunmak.

BAĞLANIŞ

Bağlanma işi veya durumu.

BAĞLANTISIZ

Aralarında bağlantı bulunmayan, irtibatsız, rabıtasız, angajmansız. Askerî, siyasi yönden hiçbir bloka bağlı olmayan (ülke), bloksuz.

BAĞLANTILILIK

Bağlantılı olma durumu, irtibatlılık.

BAĞLANIVERMEK

Çabucak bağlanmak.

  -   -   -  

Anlamında BAĞLAN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde BAĞLAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AYRIKLIK

Ayrıklı olma durumu, ayrı tutma, ayrı tutulma. Kaplamları birbirinden ayrı olmakla birlikte aynı yakın cinsin kaplamına giren kavramlar arasındaki bağlantı. Elips, daire, parabol, hiperbol vb. bir konik üzerinde hareket eden cismi, odağa veya merkeze birleştiren doğrunun büyük eksen ile yaptığı açı. Önermelerin birbirine bağlanması işleminde ya . ya . ve ya da ile gösterilen ilişki. Kural dışılık. Genel kuraldan ayrılma, derogasyon.

BAĞLAM

Deste. Bir dil birimini çevreleyen, ondan önce veya sonra gelen, birçok durumda söz konusu birimi etkileyen, onun anlamını, değerini belirleyen birim veya birimler bütünü, kontekst. Herhangi bir olguda olaylar, durumlar, ilişkiler örgüsü veya bağlantısı, kontekst. Bent.

BAĞIRDAK

Beşikteki çocuğun düşmemesi için beşiğe sarılıp bağlanan, kumaştan yapılmış enli bağ, bağıldak. Kadınların âdet zamanında bağladıkları bez, bağıldak. Yaklaşık 30 santimetre eninde bir metre boyunda, uçlarında birer metre kaytanı olan, astarlı, ipek ve sırma işlemeli kumaş, bağıldak.

BAĞITLI

Sözleşme ile bağlanmış olan.

ANGAJMAN

Bağlantı.

BAĞ

Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta. Bağlam, deste, demet. Sargı.

BAĞLAŞMAK

Bir şey yapmak için birbirine antlaşma veya sözleşme ile bağlanmak, ittifak etmek.

ARACILIĞIYLA

-le bağlantı kurularak, -nın yardımıyla, vasıtasıyla, eliyle, yoluyla, marifetiyle, tarafından.

ANGAJMANSIZ

Bağlantısız.

ARAÇ

Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta. Taşıt.

ANGAJE

"Bağlamak" anlamındaki angaje etmek, "bağlanmak" anlamındaki angaje olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz.

ASPİRATÖR

Havadaki duman, is, koku vb. yabancı maddeleri emerek dışarı atan aygıt, emmeç. Kendisine bağlanan bir kabın içindeki gazı seyreltmeye veya sıkıştırmaya yarayan, içinden bir sıvı geçirilerek çalıştırılan araç, emmeç.

ANGAJMANSIZLIK

Bağlantısızlık.

ALIŞMAK

Bir işi tekrarlayarak kolaylıkla yapabilmek. Sürekli ister olmak, bağımlılık kazanmak. Uyar duruma gelmek, intibak etmek. Evcilleşmek, ehlîleşmek. Yadırgamaz duruma gelmek. Tutuşmak, yanmaya başlamak. Bağlanmak, ısınmak.

ALTIK

Konusu ile yüklemi aynı olan, biri tümel olumlu, biri tikel olumlu; biri tümel olumsuz, biri tikel olumsuz iki önerme arasındaki bağlantı durumu: "Kimi insanlar fânidir" önermesi "Bütün insanlar fânidir" önermesinin altığı olur.

AŞIRI

Alışılan veya dayanılabilen dereceden çok daha fazla, taşkın. Gereğinden fazla, çok. Gereğinden fazla olarak, çokça. Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren, müfrit, ekstrem. Ötede, ötesinde.

ANGAJMANLI

Bağlantılı.

ARACI

Ara bulucu. Üretici ile tüketici arasında alım satım konusunda bağlantı kuran ve bundan kazanç sağlayan kimse, mutavassıt, komprador. İki şey arasında bağlantı kuran kimse, vasıta. İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği.

AYRILMAZLIK

Özelliklerin, kendilerini taşıyan nesnelerle, ilineklerin tözle bağlantısı, kalıcılık karşıtı.

ARGIT

Geçit, boğaz, dağ boğazı, derbent. Keklik tutmakta kullanılan, tahtadan kapanların yan taraflarına bağlanan ağaç parça.