Sonu YER ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "yer" olan, toplam 72 adet kelime bulunmaktadır. Sonu yer ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında yer olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde yer olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

YUKARISERİNYER

13 harfli kelimeler

SİDNEYTERİYER

11 harfli kelimeler

DEREUZUNYER, EMÜLSİFİYER, AVANTÜRİYER, KARTONPİYER

10 harfli kelimeler

KIZILCAYER, ERLENMEYER, LİSANSİYER, GARSONİYER, KRUVAZİYER, KARABİNYER

9 harfli kelimeler

BETONİYER

8 harfli kelimeler

MIHAYYER, KANSİYER, KIZILYER, KERDİYER, KIRANYER, ŞİRİNYER, SULANYER, BURSİYER, TECİMYER, TERSİYER, BÜSTİYER, JARTİYER, KURSİYER, ŞİFONYER, VESTİYER, MUHAYYER, PRÖMİYER, PUDRİYER

7 harfli kelimeler

KOCAYER, MİLİYER, KASİYER, KURUYER, İNCEYER, FİNİYER, KARİYER, KARAYER, GRAVYER, BARİYER, GİRAYER, SARIYER, DALAYER, STAJYER, ŞİNİYER, TALAYER, VİZİYER

6 harfli kelimeler

OKAYER, MALYER, YAŞYER, ŞENYER, EZEYER, İLİYER, GUZYER, GENYER

5 harfli kelimeler

CİYER, ZAYER, SİYER, AKYER, ŞİYER, BAYER, BOYER, KAYER, SOYER, ÇİYER, GÜYER, İÇYER

4 harfli kelimeler

AYER, EYER, İYER

3 harfli kelimeler

YER

Bazı kelimelerin anlamları

YER

Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Yerküre. Gezinilen, ayakla basılan taban. Önem. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Görev, makam. Durum, konum, vaziyet. Ülke. Durum, konum. İz. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal.

KRUVAZİYER

Büyük gezinti gemisi.

ERLENMEYER

Erlen.

KIZILCAYER

Aydın şehrinde, Köşk belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

KARABİNYER

İtalyan jandarması.

YUKARISERİNYER

Bingöl kenti, Kiğı ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

SİDNEYTERİYER

İpeksi teriyer.

EMÜLSİFİYER

Büyük yağ küreciklerini daha küçük ve bağdaşık parçacıklar biçiminde bir sıvı içinde süspansiyon durumunda dağılmasını sağlayabilen madde, emülsiyonlayıcı.

MIHAYYER

Akrabalardan taliplisi olan evlenme çağına gelmiş kız.

DEREUZUNYER

İzmir kenti, Ödemiş ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

LİSANSİYER

Üniversitede okuyan öğrenci.

AVANTÜRİYER

Serüvene atılan, maceracı (kadın).

KARTONPİYER

Çoğunlukla duvar ve tavan ara kesitleriyle tavan göbeklerinde süsleme amacıyla kullanılan sertleştirilmiş alçı.

BETONİYER

Betonkarar.

GARSONİYER

Bazı erkeklerin, evlilik dışı ilişkiler için kendi konutlarından ayrı olarak tuttukları özel konut.

KANSİYER

Özellikle dallarından çubuk, övendire yapılan yemiş vermeyen, yaban kızılcığı ağacı.

  -   -   -  

Anlamında YER bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde YER geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AÇILIŞ

Açılma işi. Yeni bir yapının, yerin veya kuruluşun çalışmaya başlaması, küşat.

ABES

Gereksiz, yersiz, boş. Akla ve gerçeğe aykırı. Gereksiz bir biçimde.

AÇIKLIK

Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.

ABONMAN

Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.

ABANMAK

Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.

ABAJUR

Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.

ABONE

Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).

ABORJİN

Avustralya yerlisi.

ABANDIRMAK

Bir kimsenin bir yere veya bir kimseye yaslanmasını sağlamak. Bir hayvanı yere çöktürmek.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

AÇIKTAN

Bir yerin uzağından. Ayrıca, ek olarak. Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak. Önceden belirlenmiş bir bütçeye bağlı kalmaksızın.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

AÇMAZ

Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.

ACEMİ

Bir işin yabancısı olan, eli işe alışmamış, bir işi beceremeyen. Saraya yeni alınmış cariye. İşinde, mesleğinde yeni olan, toy. Bir yere, bir şeye yabancı olan.

ABİS

Okyanusların güneş ışığının ulaşamadığı derin yerleri.

ACENTE

Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.

ABRAŞ

Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).

AÇINSAMAK

Bir yerin özelliklerini ortaya çıkarmak için araştırma ve inceleme yapmak, istikşaf etmek.

ABDESTLİK

Abdest alınacak yer. Abdest alınırken giyilen ve kolsuz hırkaya benzeyen bir giyecek türü.

ACINMAK

Acıma işine konu olmak. Başkasının hesabına üzülmek, yazıklanmak, yerinmek.