YAPIŞ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "yapış" olan, toplam 30 adet kelime bulunmaktadır. yapış ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu yapış ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde yapış olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

YAPIŞTIRABİLMEK, YAPIŞTIRIVERMEK

14 harfli kelimeler

YAPIŞTIRABİLME, YAPIŞTIRICILIK, YAPIŞTIRIVERME

13 harfli kelimeler

YAPIŞTIRILMAK

12 harfli kelimeler

YAPIŞTIRILMA, YAPIŞABİLMEK, YAPIŞIVERMEK, YAPIŞTIRTMAK

11 harfli kelimeler

YAPIŞKANLIK, YAPIŞTIRICI, YAPIŞTIRMAK, YAPIŞABİLME, YAPIŞIVERME, YAPIŞKANOTU, YAPIŞLANMAK, YAPIŞTIRTMA

10 harfli kelimeler

YAPIŞIKLIK, YAPIŞTIRMA

9 harfli kelimeler

YAPIŞACAK, YAPIŞAKOT

8 harfli kelimeler

YAPIŞKAN, YAPIŞMAK

7 harfli kelimeler

YAPIŞIK, YAPIŞMA, YAPIŞAK, YAPIŞIM, YAPIŞLI

Bazı kelimelerin anlamları

YAPIŞ

Yapma işi.

YAPIŞTIRIVERMEK

Çabucak yapıştırmak.

YAPIŞABİLMEK

Yapışma imkânı veya olasılığı bulunmak.

YAPIŞIVERMEK

Çabucak yapışmak.

YAPIŞTIRTMAK

Yapıştırma işini yaptırmak.

YAPIŞTIRILMAK

Yapıştırma işi yapılmak.

YAPIŞTIRABİLMEK

Yapıştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.

YAPIŞTIRMAK

Yapışmasını sağlamak. Hızlı bir biçimde yazmak. Gecikmeden karşılık vermek veya gerekeni yapmak. Yaklaştırmak, birbirine dayamak. Tokat atmak.

YAPIŞIVERME

Yapışıvermek işi.

YAPIŞKANLIK

Yapışkan olma durumu. Bir sıvı veya gaz kütlesinin, içinde bulunan cismin hareketini engelleme özelliği.

YAPIŞABİLME

Yapışabilmek işi.

YAPIŞTIRILMA

Yapıştırılmak işi.

YAPIŞTIRICI

Yapıştırma özelliği olan, yapıştırmaya yarayan nesne, yapışkan. Filmlerin yapıştırılması işinde kullanılan cihaz.

YAPIŞTIRIVERME

Yapıştırıvermek işi.

YAPIŞTIRICILIK

Yapıştırıcı olma durumu.

YAPIŞTIRABİLME

Yapıştırabilmek işi.

  -   -   -  

Anlamında YAPIŞ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde YAPIŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÇAKILDAK

Bir çarkın yalnız bir yöne doğru işlemesine yol verip tersine dönmesini önleyen veya değirmen, su dolabı vb. makinelerin işleyişini çıkardığı sesle kontrole yarayan parça. Koyunların kuyrukları altındaki kıllara yapışıp kuruyan pislik. Elde çevrildikçe gürültülü ses çıkaran, değirmi biçiminde bir çocuk oyuncağı.

BALÇIK

İçinde çeşitli organik maddeler bulunan, genellikle killi, koyu, yapışkan çamur, mil. Güçlük çıkartan. İçindeki kil oranı yüksek, yağlı, su geçirmez, koyu toprak.

BULAŞKAN

Bulaştığı yerden kolay temizlenemeyen, yapışkan. Sataşma, kavga etme alışkanlığı olan.

ÇEKEL

Küçük çapa. Üvendirenin alt ucunda bulunan, pulluğa yapışan toprağı ayırmaya yarayan demir bölüm.

BİTİK

Yorgunluk veya hastalıktan gücü kalmamış. Kötü, fena. Yapışık, dolaşık, ekli.

ALBÜMİN

Bitkilerin, hayvanların doku ve sıvılarında bulunan, birleşimi karbon, oksijen, azot, hidrojen ve kükürt olan, suda eriyen, beyaza yakın renkte, yapışkan özellikte bir protein.

AKINTI

Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.

ATMAK

Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.

AKEMİ

İki elemanlı mermer yapıştırıcısı.

BIRAKMAK

Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Koymak. Bıyık ya da sakal uzatmak. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Bakılmak, korunmak için vermek. Kötü bir durumda terk etmek. Ayrılmak, terk etmek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Saklamak, artırmak. Sarkıtmak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Boşamak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Engel olmamak. Unutmak. Sahiplik hakkını başkasına vermek.

ÇIKARTMA

Çıkartmak işi. Özel olarak hazırlanıp bir yere yapıştırılan zamklı desen, resim veya yazı.

BULAŞIK

Yiyecek veya içecekle kirletilmiş mutfak eşyası veya kap kacak. Kirli. İz, etki, kalıntı. Yapışkan, sulu. Düzensiz, karışık.

AKAMBER

Özellikle amber balığının bağırsaklarından çıkarılan, kül renginde, yapışkan, bükülgen ve misk gibi kokusu olan bir taş. Sıcak ülkelerde yetişen bir ağaçtan elde edilen katı, güzel kokulu reçine.

ÇALYAKA

Yakasına yapışıp sıkıca tutarak.

BANTLAMAK

Bantla iki şeyi birbirine tutturmak, bant yapıştırmak.

ÇATAK

İki dağ yamacının kesişmesi ile oluşmuş dere yatağı. Yapışık, ikiz (meyve). Kavgacı. Van iline bağlı ilçelerden biri.

BAĞCI

Bağ yetiştirip ürününü satan kimse. Bağlayan veya soğuk haddehaneden çıkan metal şerit bobinlere bant yapıştıran kimse.

AĞDA

Kaynatılarak çok koyu ve yapışkan bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu şeker eriyiği. Şekerle yapılmış olan ürünlerin hazırlanması veya beklemesi sırasında şekerin ulaştığı koyuluk.

CİLT

Ten. Bir eserin ayrı ayrı basılan bölümlerinden her biri. Formaları, yaprakları birbirine dikerek veya yapıştırarak kitap, defter, dergi vb.ne geçirilen deri, bez veya kâğıtla kaplı kapak.

BANT

Yapılış özelliğine göre sarma, yapıştırma vb. işlerde kullanılan düz, ensiz, yassı bağ, şerit, izole bant. Ses alma aygıtlarında seslerin kaydı için kullanılan manyetik oksitli plastik veya selüloz şerit. Yara üzerine yapıştırılan özel olarak hazırlanmış ilaçlı küçük şerit.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük