Kelimeler arşivi içinde; sonunda "to" olan, toplam 115 adet kelime bulunmaktadır. Sonu to ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında to olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde to olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
REPARTİMİENTO
APPASSİONATO
ALLEGRETTO, AŞIRAMENTO, KONKORDATO, KONŞİMENTO, PARLAMENTO
ESPERANTO, KONTRALTO, LARGHETTO, MANİFESTO, PORTMANTO, RADYOFOTO, HARMONATO, PİTSİKATO
DEPOZİTO, KAMİNETO, KOMPOSTO, KONÇERTO, KONSULTO, LİBRETTO, MODERATO, PROTESTO, TONİLATO, HARPIŞTO, KOMPUSTO
AGİTATO, ANİMATO, ÇİMENTO, HOTANTO, İSKARTO, İSKONTO, İSPİRTO, KAYARTO, MANYETO, DEFAKTO, GAMENTO, HİYARTO, ISPİRTO, NEGRİTO, OLCAYTO, SOGETTO, VİBRATO
AVİSTO, DUETTO, FİLETO, KRİPTO, LEGATO, PRESTO, SENATO, AKANTO, ANATTO, AVUSTO, FİLATO, NORİTO, SOMATO, TARATO
FİSTO, GETTO, GUSTO, KANTO, LENTO, MANTO, MORTO, PALTO, PLATO, PORTO, PUNTO, ROSTO, SALTO, SİRTO, ŞİNTO, VARTO, CORTO, DOTTO, FEMTO, HEKTO, HINTO, HİSTO, KARTO, KERTO, KOSTO, LEPTO, MALTO, MİNTO, MOTTO, NAFTO, Devamını Oku »»
ALTO, FOTO, GATO, NATO, ŞATO, TOTO, VETO, AUTO, EKTO, FATO, FİTO, HUTO, KETO, KITO, KOTO, LATO, ORTO, PATO, POTO, TATO, VATO
İTO
TO
TO
Hayır anlamında olumsuzluk belirtir. İlik (kemikteki). Te o.
PİTSİKATO
Yaylı sazlarda tellerin parmak çekişleriyle seslendirilmesi.
PARLAMENTO
Başlıca görevi yasama, devlet bütçesini çıkarma, hükûmeti denetleme olan ve üyeleri halkoyu ile belirli bir süre için seçilen meclis veya meclisler, yasama kurulu, yasama meclisi, yasama organı.
KONŞİMENTO
Taşınmak için gemiye teslim edilen bir mala karşılık olarak verilen alındı.
KONTRALTO
Kadın seslerinin en kalını. Sesi böyle olan sanatçı, alto.
MANİFESTO
Bir gemideki malları göstermek için kaptan tarafından boşaltma işlemlerinin yapılacağı gümrük idaresine verilen liste. Bildiri. Toplumsal bir hareketin siyasal inanç ve amaçlarının açık ifadesi.
RADYOFOTO
Fotoğraf, yazı vb. görüntülerin radyo dalgalarıyla uzaktan iletilmesini sağlayan sistem. Bu sistemle alınan fotoğraf.
REPARTİMİENTO
İspanya'nın koloni yapılanmasında dar anlamda yalnızca yerlilerin köle olarak dağıtımı, geniş anlamda ise mal, mülkiyet ve hizmetlerin kolonide yaşayan İspanyollara resmi olarak dağıtımı. Aynı tür bir sistem Peru'da mita, Meksika'da cuatequil olarak adlandırılmıştır.
ESPERANTO
Polonyalı doktor L. Zamenhof tarafından bütün milletlerce kullanılmak için 1887'de hazırlanmış, dil bilgisi on altı kurala dayanan bir yapma dil.
LARGHETTO
Bir parça largodan çabuk ve hafif çalınarak. Bu biçimde çalınan müzik parçası.
AŞIRAMENTO
Çalma, aşırma.
PORTMANTO
Palto, şapka vb. şeyleri asmak için yapılmış, raflı, bazıları aynalı askılık.
APPASSİONATO
Coşkun bir biçimde.
ALLEGRETTO
Allegrodan biraz daha ağır bir biçimde (çalınarak).
KONKORDATO
Anlaşmalı iflas. Papalık makamıyla başka hükûmetler arasında yapılmış olan anlaşma.
HARMONATO
Karbonat.
Bu bölümde tanımı içerisinde TO geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
ABONMAN
Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.
ACEMİCE
Toyca, beceriksizce, acemicesine.
AĞA
Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.
ACEMİLİK
Acemi olma durumu, toyluk. Acemice davranış, toyluk.
ADA
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.
AĞAÇKESEN
Zar kanatlılardan, kurtçukları en çok gül fidanları üzerinde yaşayarak yapraklara zarar veren, kara renkli bir böcek (Hylotoma).
ACEMİ
Bir işin yabancısı olan, eli işe alışmamış, bir işi beceremeyen. Saraya yeni alınmış cariye. İşinde, mesleğinde yeni olan, toy. Bir yere, bir şeye yabancı olan.
AĞIRKANLI
Ağırcanlı. Hippokrates'in ortaya attığı ağırcanlılık, soğukluk, kolayca duygulanmayış gibi nitelikleri kendinde toplayan kişilik tipi.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
AÇGÖZLÜ
Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen, açgöz, gözü aç, doymaz, gözü doymaz, tamahkâr, haris, hırslı, tokgözlü karşıtı.
AFOROZ
Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. Darılıp biriyle konuşmama, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırma, toplum dışılama.
AĞILLANMAK
Toplanıp bir arada durmak. Çevresinde ağıl denen hale oluşmak, halelenmek.
ABRA
Dara. Angarya, yük. Bir değiş tokuşta üste verilen şey. Denge.
AĞABABA
Dede, ata. Bir yerde, bir topluluk içinde etkili olan, sözü geçen, ileri gelen (kimse). Sanı "ağa" olan babaya çocuğunun sesleniş sözü.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ABAJUR
Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.
AÇ
Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Karnı doymamış olarak. Yiyecek bulamayan. Çok istekli, hevesli. Gözü doymaz, haris.
ABANMAK
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.
AGORA
Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı.