Kelimeler arşivi içinde; sonunda "resim" olan, toplam 9 adet kelime bulunmaktadır. Sonu resim ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında resim olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde resim olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KESMERESİM
BOYARESİM, HALIRESİM, LEKERESİM
NEVRESİM, CAMRESİM, NETRESİM
İRESİM
RESİM
RESİM
Varlıkların, doğadaki görünüşlerinin kalem, fırça gibi araçlarla kâğıt, bez vb. üzerinde yapılmış olan biçimleri. Bazı eşyadan ve işlerden alınan vergi veya harç. Tören. Fotoğraf. Bunu yapmak için gerekli yöntemleri öğreten sanat. Açık gösterge, kesin sonuç.
KESMERESİM
(Resim) Bir nesnenin kâğıt üzerine düşürülen gölgesini çevre çizgisiyle sınırladıktan ve içini boyadıktan sonra, ortaya çıkan biçimi kesip, düz beyaz kâğıda yapıştırarak yapılan resim; bu türlü çalışma tekniği. a. bk. gölge görüntü.
İRESİM
Resim.
LEKERESİM
Doğu Asya'da kara mürekkeple kağıt ya da ipek bez üzerine yapılan bir çeşit suluboya resim; bu tür çalışma tekniği. a. bk. suluçizi.
NEVRESİM
Torba biçiminde dikilmiş, yorgana geçirilen kılıf.
BOYARESİM
(Resim) Boya ile yapılmış resim. Bir sanatçının doğa ya da toplumsal olaylar karşısında, hatta sanat yapıtları karşısında kendi iç davranışını boya ile anlattığı eser. Poussin'in tanımı: "Güneş altında ne görülüyorsa, bunların çizgilerle, renklerle, yüzeyler halinde bir yansılaması". Maurice Denis'in tanımı: "Belirli bir düzene konmuş, renklerle kaplı düz bir yüzey.".
HALIRESİM
(Resim) Fransa'da duvarlara asılmak üzere yapılan ve doğa betimini konu olarak alan resimli dokuma.
CAMRESİM
(Resim) Renkli camların kesilip, birbirlerine kurşun çubuklarla bağlanması ile yapılan pencere ya da resim.
NETRESİM
Genellikle 1:10 ölçeğinde çizilen ve işin önden, yandan, üstten görünüşünü veren teknik resim.
Bu bölümde tanımı içerisinde RESİM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALBÜM
Fotoğraf, pul vb.ni dizip saklamaya yarayan bir defter türü. Herhangi bir konu ile ilgili kısa açıklamalar verilerek resimler basılmış olan kitap. Uzunçalar.
ATÖLYE
Zanaatçıların veya resim, heykel sanatlarıyla uğraşanların çalıştığı yer, işlik.
BLOK
Kocaman ve ağır kitle. İçine resim veya yazı kâğıtları konulan karton kap. Politik çıkarları sebebiyle birlik kuran devletler topluluğu. Voleybolda, file üstünde karşı oyuncunun topu sert vururken önünde iki veya üç kişinin elleri ile oluşturdukları perde. Yapı adası. Birden çok bölümü bir araya getirilmiş olan, bir bütün oluşturan.
AKADEMİCİ
Kurallara bağlı resim ve heykel çalışması yapan kişi veya sanatçı.
BETİSİZ
İçinde insan, hayvan ve doğa ögeleri bulunmayan (resim veya heykel), nonfigüratif (sanat).
BETİ
Resim ve heykel sanatlarında varlıkların biçimi.
AKVAREL
Sulu boya resim.
BASKICI
İşlenecek kumaşlar üzerine kalıplara resim basan kimse. Kısıtlayan. Matbaacılıkta baskı işlerini yapan kimse.
ARMA
Bir devletin, bir hanedanın veya bir şehrin simgesi olarak kabul edilmiş resim, harf veya şekil, ongun (II). Geminin yürümesine hizmet eden direk, seren, ip, halat ve yelken takımı.
BASI
Resim klişesi, dökme harf, taş kalıp kullanarak makine yardımı ile kâğıt, bez vb.ne yazı, resim, çıkarma işi, tab, edisyon.
ARAYÜZ
Bilgisayar yazılımlarının kullanıcı tarafından çalıştırılmasını sağlayan, çeşitli resimlerin, grafiklerin, yazıların yer aldığı ön sayfa.
BAHNAME
İçinde cinsel konularla ilgili açık saçık yazıların, resimlerin bulunduğu eser.
BETİLİ
İçinde insan, hayvan ve doğa ögeleri bulunan (resim veya heykel), figüratif.
ATLAS
Yüzü parlak, sık dokunmuş bir ipekli kumaş türü, saten. Bir konuyu açıklamak için hazırlanmış resim veya levhalardan oluşmuş kitap. Dünyanın, bir ülkenin, bir bölgenin fiziksel ve siyasal coğrafyası ile ekonomi, tarih vb. konularda toplu bilgi vermek için bir araya getirilmiş coğrafya haritaları derlemesi.
BELGE
Bir gerçeğe tanıklık eden yazı, fotoğraf, resim, film vb., vesika, doküman.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
BACAK
Vücudun kasıktan tabana kadar olan bölümü. Bazı şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri, ayak. Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ. İskambil kâğıtlarında genç erkek resimli kâğıt, oğlan, vale.
BEZEKÇİ
Duvar ve tavanları boyayıp birtakım resim veya şekillerle süsleyen kimse, nakkaş. Gelinleri süsleyen kadın.
BOYA
Renk vermek, dış etkilerden korumak için eşyanın üzerine sürülen veya içine katılan renkli madde. Aldatıcı görünüş. Yazmak için kullanılan mürekkep. Resim yapmak için kullanılan kuru, sulu veya yağlı boya.
BAROK
MS 1600-1750 yılları arasındaki klasik sanatı izleyen resim ve mimarlık üslubu. Batı edebiyatlarında dengeden çok harekete, düşünceden çok duyuma, biçimlerin serbestçe yaratılmasından duyulan coşkuya önem veren, abartmalı, etkileyici, çelişkiden çekinmeyen edebiyat akımı.