Kelimeler arşivi içinde; başında "peşin" olan, toplam 6 adet kelime bulunmaktadır. peşin ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu peşin ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde peşin olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
PEŞİNATSIZ, PEŞİNCİLİK
PEŞİNAT, PEŞİNCİ, PEŞİNEN
PEŞİN
PEŞİN
Bir alışverişte, alışveriş yapıldığı anda, alınan şeyin tesliminden önce veya teslimiyle birlikte ödenen, veresiye karşıtı. Daha önce, önceden. Çalışmadan verilen (ücret, aylık). Toptancıdan bir malı çok miktarda veresiye aldıktan sonra piyasada değerinden daha aşağıya peşin olarak satma, spot.
PEŞİNCİLİK
Peşinci olma durumu.
PEŞİNATSIZ
Peşin para vermeden veya almadan.
PEŞİNCİ
Malı peşin para ile satan veya satın alan kimse.
PEŞİNAT
Bir alışveriş veya hizmet için önceden verilen bir miktar para.
PEŞİNEN
Peşin olarak, önceden.
Bu bölümde tanımı içerisinde PEŞİN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
YARARCI
Yarar peşinde koşan, faydacı, pragmatik.
SPOTÇU
Bir malı çok miktarda toptancıdan veresiye aldıktan sonra piyasada değerinden daha aşağıya peşin olarak satan kimse.
YAPIŞMAK
Yapışkan bir maddeye bulanmış olan bir şey ayrılmayacak bir biçimde bir yere tutunup kalmak. Başı çekeni çok yakından izlemek. İyice yaklaşmak, sokulup değmek. Aralık bırakmayacak biçimde üzerine dokunmak. Bir iş yapmak amacıyla, hevesle bir şeyi eline almak. Birini rahatsız etmek, sataşmak, peşini bırakmamak, musallat olmak. Sıkıca yakalamak, tutmak, sarılmak.
NAKİT
Para, akçe. Kullanılması hemen mümkün olan para, peşin para, likit.
ANAFORCU
Yolsuzlukla kazanç peşinde olan kimse.
ARDINCA
Hemen arkasından, hemen ardından, arkası sıra, ardı sıra, peşinden, peşi sıra, takiben.
SÜRÜMEK
Bir şeyi yerden kaldırmaksızın çekerek, iterek götürmek, sürüklemek. Herhangi bir sebepten dolayı güçlükle yürümek. Bir şeyi peşine takmak, alıp götürmek. Hafif bir şeyi sürüklemek.
TRADER
İsim şeklinde kullanılırsa; tüccar, ticaret gemisi, tacir veya borsa simsarı anlamlarına da gelmektedir. Diğer bir anlamı da kendi çıkarları peşinde koşan insan'dır.
VAMP
Erkekleri peşinde koşturan, aşırı tavır, kıyafet veya makyajıyla bakışları üzerinde toplayan, baştan çıkarıcı kadın.
TEKERLENMEK
Yuvarlanmak, dönmek. Durumu bozulmak, kötüye gitmek. Uğraşmak, peşinde koşmak, yuvarlanıp gitmek.
SPOT
Herhangi bir aynalı alet ile ekran üzerinde oluşturulan görüntü. Peşin. Tanıtımcık. Işıntı.
ÇAPKIN
Geçici aşklar ve ilişkiler peşinde koşan (kimse), hovarda. Cinsellik hatırlatan. Haylaz. Okşayıcı bir seslenme sözü.
ZAMPARA
Sürekli kadın peşinde koşan, kadınlara düşkün (erkek), kadıncıl, keskin, zendost.
KAMULAŞTIRMAK
Devlet veya kamu tüzel kişilerce, kamu yararı gerektiğinde kişinin hukukunu da koruyarak karşılığını peşin ödemek koşuluyla taşınmazların sahiplerinden izin alınmaksızın yasal yollarla tamamını veya bir kısmını almak, devletleştirmek, istimlak etmek, özelleştirmek karşıtı.
MUACCEL
Acele olunmuş. Peşin, hemen ödenmesi gereken.
TAKILMAK
Takma işi yapılmak. Biriyle, bir toplulukla sık sık birlikte olmak, onlara katılmak. Bir yerde bir süre kalmak, oyalanmak. Engelle karşılaşıp geçici olarak işlemez duruma gelmek. Olumsuz veya aksayan, eksik bir yanını görerek üstünde durmak. Birinin sürekli peşinden gitmek. Kahvehane, meyhane vb.ne sık sık gitmek, eğlenmek. Bir yere iliştikten veya dokunduktan sonra oradan kurtulamamak. Kızdırmak, üzmek, şaşırtmak amacıyla şaka yollu konuşmak.
VERESİYE
Karşılığı sonra ödenmek üzere, peşin karşıtı. Özensiz, gönülsüz, önem vermeden.
NAKDEN
Para olarak. Peşin olarak.
YEDMEK
Çekerek peşinden götürmek, yedeğinde götürmek. Yanında, beraberinde götürmek.
SAYMAK
Bir şeyin kaç tane olduğunu anlamak için bunları birer birer elden veya gözden geçirmek, sayısını bulmak. Ödemek, peşin vermek. Sayıları arka arkaya söylemek. Önemsemek. Geçer tutmak. Herhangi bir şey, yerine koymak veya herhangi bir şey gözüyle bakmak, addetmek. Varsaymak, tutmak, farz etmek. Herhangi bir sıraya koymak, herhangi bir sırada yer aldığını kabul etmek. Arka arkaya söylemek, sıralamak. Değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı dolayısıyla bir kimseye değer vermek, hürmet etmek. Gibi görmek, kabul etmek. Hesaba katmak, dikkate almak.