OLAN ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "olan" olan, toplam 13 adet kelime bulunmaktadır. olan ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu olan ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde olan olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

OLANAKSIZLAŞTIRMA

15 harfli kelimeler

OLANAKSIZLAŞMAK

14 harfli kelimeler

OLANAKSIZLAŞMA

12 harfli kelimeler

OLANAKSIZLIK

11 harfli kelimeler

OLANAKÇILIK

9 harfli kelimeler

OLANAKSIZ, OLANCAMAL

8 harfli kelimeler

OLANAKLI

7 harfli kelimeler

OLANCIK

6 harfli kelimeler

OLANAK, OLANCA, OLANGI

4 harfli kelimeler

OLAN

Bazı kelimelerin anlamları

OLAN

Oğlan. Oğlan, erkek çocuk. Vakia, olan. Oğul, evlat.

OLANAKSIZLIK

Olanaksız olma durumu, imkânsızlık.

OLANAKSIZ

Olanağı olmayan, olma ihtimali bulunmayan, gayrimümkün, imkânsız.

OLANAKÇILIK

Coğrafya koşullarının bölgesel halk kültürlerini etkilemelerine karşın onların kimliklerinin oluşumunda hiçbir görevlerinin olmadığına ilişkin düşünüş, bk. coğrafya okulu, halk kültürü, karşılığı insanbilim okulu.

OLANGI

Oklava.

OLANCAMAL

Durağan mal, kalıt, bırakıt gibi para ile ölçülebilen hak ve borçların tümü.

OLANAK

İmkân.

OLANCIK

Yavrucak, oğul.

OLANAKSIZLAŞMAK

Olanaksız duruma gelmek, imkânsızlaşmak.

OLANAKLI

Olma ihtimali bulunan, kabil.

OLANAKSIZLAŞMA

Olanaksızlaşmak işi, imkânsızlaşma.

OLANCA

Bütün, elde bulunanın hepsi.

OLANAKSIZLAŞTIRMA

Olanaksızlaştırmak işi, imkânsızlaştırma.

  -   -   -  

Anlamında OLAN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde OLAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ABLA

Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi. Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz. Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın. Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama (II).

ABLATYA

Uzunluğu 150, genişliği 4-10 kulaç olan, geniş gözlü bir balık ağı türü.

ABONELİK

Abone olma durumu. Belirli sayıda abonesi olan.

ABRAŞ

Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).

ACEMCE

Farsça. Bu dille yazılmış olan.

ABA

Abla. Bu kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlük. Bu kumaştan yapılan. Kepenek. Yünün dövülmesiyle yapılmış olan kalın ve kaba kumaş. Bu kumaştan yapılmış olan ve dervişlerce giyilen hırka. Anne.

ABAZAN

Uzun süre cinsel ilişkide bulunmayan (erkek). Karnı aç olan (kimse).

ABAJURLU

Abajuru olan.

ABANOZ

Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı. Bu tahtadan yapılmış. Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası. Koyu, parlak siyah. Bu renkte olan.

ABANMAK

Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.

ACILI

Acı katılmış olan. Acısı olan, kederli.

ABDESTSİZ

Abdest almamış olan (kimse). Abdesti bozulmuş olan (kimse). Abdest almadan, abdest almaksızın. Kötü adam.

ABASIZ

Aba giymemiş olan.

ACEMİ

Bir işin yabancısı olan, eli işe alışmamış, bir işi beceremeyen. Saraya yeni alınmış cariye. İşinde, mesleğinde yeni olan, toy. Bir yere, bir şeye yabancı olan.

ABDESTLİ

Abdest almış (kimse). Abdest alarak, abdest almış olarak. İyi adam. Abdesti bozulmamış olan (kimse).

ACİZ

Gücü bir işe yetmez olanın durumu, güçsüzlük. Beceriksizlik. Kişinin ve kuruluşun borcunu vaktinde ödeyememesi durumu.

ACI

Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.

ACIKLI

Acındıracak, acı verecek nitelikte olan, dokunaklı, üzücü, koygun. Acı görmüş, yaslı, kederli.

ABALI

Aba giymiş olan.

ABONMAN

Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük