Kelimeler arşivi içinde; sonunda "keyfi" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu keyfi ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında keyfi olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde keyfi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KEYFİ
KEYFİ
İsteğe bağlı olan. Gerçeğe, akla, yol ve yönteme uymayan. İsteğe bağlı olan, bir kurala bir düzene bağlı olmayan.
Bu bölümde tanımı içerisinde KEYFİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ŞENK
İşi yolunda, keyfi yerinde.
SALGUN
Salma yolıyle alınan vergi, keyfi vergi.
USAL
İhmal edilecek nitelikte önemsiz. Gamsız, kedersiz, keyfine düşkün. Önemsiz.
TIRIP
1.Çok, bol. 2.Düzgün. Keyfi yerinde olma. Çok, bol, dolu.
DURUM
Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.
MİZAÇGİR
Herkesin huyuna ve keyfine göre davranan, nabza göre şerbet vermesini bilen (kimse).
SUYUNCA
Ardından, izinden, peşi sıra. Keyfine göre, arzusu gibi, isteğine uygun.
KEYİFLİ
Keyfi yerinde, neşeli.
KÖSÜRELEMEK
Bilemek (bıçak, makas vb.). Artırmak, çoğaltmak : Keyfini kösüreledi.
NELİK
Niçin. Ne işe yarar. Kim : Gelenler nelikti?. Zorluk, güçlük, sıkıntı. Ne diye, niçin?. Yaramaz, kötü: Bu adam pek nelik. Ne gerek. mâhiyyet. Keyfiyet, mahiyet.
KEYFİNCE
İsteğine göre, nasıl isterse, dilediğince, keyfine göre, gönlünce.
NİTELİK
Bir şeyin nasıl olduğunu belirten, onu başka şeylerden ayıran özellik, vasıf, keyfiyet. Bireyi, nesne veya yaşantının bir yönünü ötekilerden ayırt etmeye yarayan ve ölçülebilen özellik, keyfiyet. Bir şeyin iyi veya kötü olma özelliği, kalite.
KEYFİLİK
Keyfi olma durumu.
ALAÇAKIR
Yarı pişmiş. Yarı olgunlaşmış sebze veya meyva (çokça domates ve karpuz hakkında): Domatesleri alaçakır toplamışlar. Gece gökyüzünün yarı bulutlu hali: Bu gece hava alaçakırdı. Yeşile yakın bir renk. Yarı aç, yarı tok: Karnım alaçakır doydu. İlkbaharda dağlardan buzların çözülmesiyle, içinde buz parçaları karışık olarak akan az bulanık su: Hayvanı alaçakır suya sürme, bacaklarını buz keser. Şöyle böyle: Bugün keyfim alaçakır. Yarı olgunlaşmış (meyve için).