Kelimeler arşivi içinde; başında "keder" olan, toplam 14 adet kelime bulunmaktadır. keder ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu keder ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde keder olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KEDERLENDİRMEK
KEDERLENDİRME
KEDERLENMEK, KEDERSİZLİK
KEDERLEMEK, KEDERLENİŞ, KEDERLENME
KEDERSİZ
KEDERET, KEDERİÇ, KEDERLİ
KEDERE, KEDERİ
KEDER
KEDER
Acı, üzüntü, dert, sıkıntı, ızdırap, tasa.
KEDERİ
Kadar : Senin kederi yalancı görmedim.
KEDERLEMEK
Engel olmak, engellemek.
KEDERET
Engel.
KEDERLENİŞ
Kederlenme işi.
KEDERSİZLİK
Kedersiz olma durumu.
KEDERİÇ
Yağ konulan kap.
KEDERLENDİRMEK
Keder, üzüntü duymasına yol açmak, acı vermek.
KEDERLİ
Acılı, üzüntülü, mükedder.
KEDERLENMEK
Kederli olmak, üzülmek, tasalanmak, mükedder olmak.
KEDERSİZ
Acısız, üzüntüsüz.
KEDERE
Cılız, sıska.
KEDERLENDİRME
Kederlendirmek işi.
KEDERLENME
Kederlenmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde KEDER geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
ŞİKESTE
Kırılmış, kırık. Gücenmiş, kırgın, kederli. Yenilmiş, yenik düşmüş.
ELEM
Acı, üzüntü, dert, keder.
ELEMLİ
Üzüntülü, kederli.
BELİYE
Felaket, keder, tasa.
GAİLE
Sıkıntı, dert, keder, üzüntü. İstenmeyen durum, baş belası. Uğraştırıcı iş, çekilmesi zor yük.
ACILI
Acı katılmış olan. Acısı olan, kederli.
BULUT
Atmosferdeki su damlacıkları ve buz taneciklerinin görülebilir yoğunluk kazanmasıyla oluşan, biçimleri, yükseklikleri ve yol açtıkları hava olaylarıyla birbirinden ayrılan yığın. Keder, endişe. Herhangi bir şeyden oluşan yoğun yığın.
BULUTLANMAK
Bulutlarla kaplanmak. Kederlenmek, hüzünlenmek.
KOYUNTU
Sıkıntı, üzüntü, keder. Sopa, baston koymaya yarayan yer.
UYUTMAK
Uyumasını sağlamak, uyur duruma getirmek. Acı, keder vb.ni hafifletmek. Aldatmak, kandırmak. İlgi konusu olmaktan çıkarmak, unutturmak.
İNKIBAZ
Toplanma, büzülme. Kabız. Sıkıntı, keder.
KAHIRLANMAK
Çok ve için için üzülmek, kederlenmek.
ACISIZ
Tadı acı olmayan. Üzüntüsü, sıkıntısı olmayan, kedersiz. Ağrı, sızı duyulmayan.
HÜZÜN
Gönül üzgünlüğü, gam, keder, sıkıntı.
ELEMSİZ
Elemi, üzüntüsü, kederi olmayan.
ACILIK
Acı olma durumu. Dokunaklılık, kederlilik, yaslılık.
YOLUNMAK
Yolma işi yapılmak, çekilip koparılmak. Çok kederlenerek çırpınmak.
ACIKLI
Acındıracak, acı verecek nitelikte olan, dokunaklı, üzücü, koygun. Acı görmüş, yaslı, kederli.
KARARMAK
Rengi karaya dönmek, siyahlaşmak. Niteliğini yitirmek. Kederlenmek, canı sıkılmak. Işık sönmek, kısılmak veya gücü azalmak. Ateş sönmeye yüz tutmak.