KAYNAK ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "kaynak" olan, toplam 16 adet kelime bulunmaktadır. kaynak ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu kaynak ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kaynak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

KAYNAKLANABİLİR

12 harfli kelimeler

KAYNAKLANMAK

11 harfli kelimeler

KAYNAKÇILIK, KAYNAKLANMA

10 harfli kelimeler

KAYNAKÇACI, KAYNAKHANE, KAYNAKBAŞI, KAYNAKDÜZÜ, KAYNAKKAYA

9 harfli kelimeler

KAYNAKKÖY, KAYNAKLAR

8 harfli kelimeler

KAYNAKÇA, KAYNAKÇI, KAYNAKLI, KAYNAKMA

6 harfli kelimeler

KAYNAK

Bazı kelimelerin anlamları

KAYNAK

Bir suyun çıktığı yer, kaynarca, pınar, memba, göz. Araştırma ve incelemede yararlanılan belge, referans. Sırayı beklemeden başkalarının hakkını alarak mevcut sıranın ön taraflarına girme işi. İki metal veya yapay parçayı ısıl yolla birleştirme yöntemi, kaynaştırıp yapıştırma işi. Gelir, kazanç, sağlık vb.ni sağlayıcı öge. Herhangi bir enerjinin oluşup çevreye yayıldığı yer. Herhangi bir bilim dalında yazılmış olan yazı veya eserlerin bütünü, literatür. Bir şeyin çıktığı yer, menşe.

KAYNAKHANE

Kaynak işleri yapılmış olan yer.

KAYNAKÇILIK

Kaynakçının yaptığı iş.

KAYNAKLI

Belli bir kaynaktan gelen. Kaynak yapılmış. Eğlenceli. Kaynak yapılmış olan. Ağrı ilinde, Hamur ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge. Kilis şehrinde, Musabeyli ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Şanlıurfa ilinde, Çamlıdere nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

KAYNAKLANABİLİR

Kaynakla tutturulabilme durumunda olan.

KAYNAKÇI

Kaynak yapan kimse.

KAYNAKÇA

Belli bir konu, yer ve dönemle ilgili yayınları kapsayan veya en iyilerini seçen eser, bibliyografya, bibliyografi.

KAYNAKLAR

Ortaklığın anamalı dışında kalan ve anamal gibi işlem gören varlıklarının (yedek akçe ve yabancı kaynaklar gibi) tümü. İzmir kenti, Buca ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

KAYNAKDÜZÜ

Bingöl kenti, Adaklı belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

KAYNAKLANMA

Kaynaklanmak işi.

KAYNAKKÖY

Diyarbakır şehrinde, Ağaçlı bucağına bağlı bir yer. Diyarbakır şehri, Çüngüş ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

KAYNAKMA

Küçük, kulpsuz çamaşır kazanı.

KAYNAKKAYA

Mardin kenti, Ömerli ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

KAYNAKBAŞI

Erzurum ili, İspir belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Gümüşhane ilinde, Şiran ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

KAYNAKÇACI

Kaynakça hazırlayan kimse.

KAYNAKLANMAK

Kaynak durumunu almak.

  -   -   -  

Anlamında KAYNAK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KAYNAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AYDINLANMA

Aydınlanmak işi ya da durumu. Bir sorun üzerine gereği kadar bilgi edinme, tenevvür. Bir yüzeyin, karşısına konulan eşit ışık kaynaklarının sayısı ile orantılı olarak aydınlık görünmesi.

ÇAYKARA

Çay kenarında çıkan göze, kaynak, pınar. Trabzon iline bağlı ilçelerden biri.

BİBLİYOGRAFİ

Kaynakça.

BULAK

Kaynak, pınar.

FON

Belirli bir iş için gerektikçe harcanmak üzere ayrılıp işletilen para, kaynak. Bir kuruluşun mali kaynaklarının tümünün göstergesi. Sinemada, tiyatroda oyuncuların arkasındaki resim, fotoğraf veya çeşitli plastik ögelerden oluşan dekor, görüntü. Bir kumaşın alt dokusu. İç mimaride üstüne başka şeyler eklenen bölüm. Bir tabloda, üzerinde konunun işlendiği boya katı.

ATATÜRKÇÜLÜK

Atatürk'ün düşünce ve uygulamalarından kaynaklanan, Türk Devleti'nin bağımsızlık ve bütünlüğünü, millî egemenliğini, kişi özgürlüğünü, çağdaş olmayı amaçlayan, akla, bilime ve gerçeğe dayanan, evrensel ağırlıklı, geleceğe yönelik, birbiri ile uyumlu amaçlar, uygulamalar ve ilkeler bütünü, Kemalistlik, Kemalizm. Bu ilkeye bağlılık.

AYAZMA

Rumların kutsal saydıkları kaynak veya pınar.

DEVLETÇİLİK

Bir milletin yönetimle ve ekonomiyle ilgili işlevlerinin devletçe birleşik bir yönetim altında bütünleştirilmesi siyaseti ve öğretisi, erkincilik karşıtı. Genellikle devleti töre, kültür, hukuk vb.nin kaynak ve taşıyıcısı olarak görme eğilimi.

AKTARMAK

Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.

DİPNOT

Metin içinde geçen herhangi bir bilgi ile ilgili olarak sayfa altına, çalışmanın sonuna konulan açıklama veya kaynak bilgisi, haşiye.

BİBLİYOGRAFİK

Kaynakçayla ilgili.

ASIL

Bir şeyin kendisi, örnek, kopya karşıtı. Gerçek, esas. Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan. Bir şeyin temelini oluşturan, ana. Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı. Kök, köken, kaynak. Gerçeklik. Soy, nesep. (a'sıl) Gerçekten, gerçek olarak.

ÇAĞLAYIK

Yerden ses çıkararak, gürültüyle kaynayarak çıkan genellikle sıcak su, kaynak.

BİBLİYOGRAFYA

Kaynakça.

FIKIH

Bir şeyi, gereği gibi, iyice anlayıp bilme. İslam hukukunda din ve dünya işleri ile ilgili ana kaynaklardan yararlanarak konulmuş olan kuralların bütünü.

BİBLİYOGRAF

Bibliyografya uzmanı, kaynakları bilen uzman.

ÇOKRAĞAN

Gür kaynak.

BİLANÇO

Bir kuruluşun, bir ticarethanenin belirli bir dönem sonundaki veya belirli bir gündeki taşınır ve taşınmaz varlıkları ile bunları sağlamak için kullanılan öz ve yabancı kaynakları dengeli olarak gösteren çizelge, dengelem. Girişilen herhangi bir işte, belirli bir süre sonunda elde edilen iyi ve kötü sonuçların karşılıklı durumu.

EFEKT

Radyo ve televizyon yayınlarında, tiyatro oyunlarında veya film seslendirmelerinde, hareketleri izlemesi gereken seslerin doğal kaynakların dışında, optik, mekanik, kimyasal yöntemlerle gerçekleştirilmesi.

AKTARICI

Dam kiremitlerini aktarıp kırıkları yenileyen kimse. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyuran ve yayan kimse. Görüntüyü bir bölgeden başka bir bölgeye ileten araç.