Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ente" olan, toplam 17 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ente ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ente olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ente olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
SERPENTE, PÜSMENTE, PESPENTE
GİRENTE, YÖGENTE, SİMENTE, SERENTE, PETENTE, GÖZENTE, GEZENTE, ÇEMENTE
ACENTE, ENENTE
ÇENTE, CENTE, TENTE
ENTE
ENTE
Yenge. Topraktan yapılmış sapsız çömlek.
ENENTE
Hırıltı, gürültü.
GÖZENTE
Halk dilinde Konjunktivitis.
SİMENTE
Beceriksiz.
GİRENTE
Sokulgan, becerikli, girgin kişi.
ÇENTE
Çanta: Çocuğa çente aldım. Çinko sahan. Asker arkadaşı: Ne o çente nerden geliyorsun. İçine öteberi koymaya yarayan kıldan dokuma çanta. Çanta. Çoban sırt azık torbası. (Üreyil Çankaya Ankara).
PETENTE
Tuzak. Düzen, oyun.
ÇEMENTE
Başkasının sırtından geçinen kişi. Çoluk çocuk: Çemente basınca fakirlik başlar. Çimento: Bir torba çemente aldık.
SERPENTE
Damın çevresine dizilerek çıkıntı yapan yontulmuş, yassı taşlar.
PESPENTE
Üzgün üzgün düşünme. Döküntü, artık : Meyvenin pespentesi kaldı.
PÜSMENTE
Döküntü.
SERENTE
Meyve, sebze, tarhana ve benzerleri kurutmaya yarayan genişçe, üstü açık balkon.
GEZENTE
Çok gezen kişi. Evde durmayan köpek. Sebzelerde en çok baklada bulunan bir çeşit böcek. Çok gezen.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
CENTE
Çıkın.
YÖGENTE
İpsiz, başıboş kişi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ENTE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BİTKİ
Bulunduğu yere kök vb. organlarıyla tutunan, çoğunlukla fotosentez sonucu yaşam için gerekli bileşenleri oluşturan, birçoğu spor veya tohum aracılığıyla döl vererek çoğalan bir veya çok yıllık, otsu, odunsu canlıların genel adı, nebat.
BİREŞİM
Parçaların veya ögelerin bir araya getirilip bir bütün olarak birleştirilmesi. Bu biçimde oluşan bütün. Sentez.
ÇETELE
Çizilerek ya da oyularak açılan kertik. Ekmekçi, sütçü vb. esnafın, uzunlamasına ikiye bölüp üzerine kertikler çenterek hesap tuttukları ağaç dalı.
ÇADIR
Keçe, deri, kıl dokuma, sık dokunmuş kalın bez veya plastik maddelerden yapılarak direklerle tutturulan, taşınabilir barınak, çerge, oba, otağ. Gölgelik olarak kullanılan tente veya şemsiye.
ÇUVAL
Pamuk, kenevir veya sentetik iplikten dokunmuş büyük torba. Bu torbanın alabileceği miktarda olan.
ANLIK
Kısa süren, bir an içinde olan, enstantane. Bir anda oluşan, gelişen, spontane. Anlama gücü, usa vurma, yargılama, müdrike, entelekt. Duyu ve iradeden ayrı olarak düşünülen bilme yetisi.
ACENTELİK
Acentenin yaptığı iş. Acente kuruluşu.
BİREŞİMLİ
Bireşim yolu ile elde edilen, sentetik.
DANTEL
Her türlü iplikle örülen veya bir kumaşın kenarına işlenen türlü biçimde ince ve ağ görünümünde örgü, tentene.
BEŞLİ
Beş parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden beş tane bulunan. İskambil, domino vb. oyunlarda üzerinde beş işareti bulunan kâğıt veya taş. Beş müzisyenin çaldığı caz orkestrası. Divan edebiyatında beş dizeli bölümlerden oluşmuş manzume, muhammes. Beş ses veya beş müzik aracı için yazılan müzik eseri, kentet, kuintet. Halk edebiyatında üçlemeli bir bende, konu ile ilgili aynı ölçüde bir çift dizenin bağlanmasıyla oluşan manzume.
ELCİK
Bisiklet ve motosiklette dümenin elle tutulan kısımlarına geçirilen ve yumuşak, sentetik maddeden yapılmış olan kaplama.
ECZA
Canlılardaki rahatsızlıkların bozuklukların ve çeşitli hastalıkların tanısı, önlenmesi veya tedavisi için yararlanılan doğal veya sentez yoluyla hazırlanmış madde. Çeşitli amaçlarla kullanılan kimyasal madde.
BÜTÜNLEŞME
Bütünleşmek işi, entegrasyon.
AYDIN
Işık alan, ışıklı, aydınlık. Kültürlü, okumuş, görgülü, ileri düşünceli (kimse), münevver, entelektüel. Kolayca anlaşılacak kadar açık, vazıh (söz veya yazı). Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.
DENİZISIRGANLARI
Salgıladıkları sıvılarla insan derisinde ısırgan etkisi uyandıran, iri medüzleri içine alan sölenterler sınıfı.
DENİZŞAKAYIKLARI
Denizşakayığını içine alan sölenterler alt sınıfı.
DENİZANASI
Sölenterlerden, yassı bir diske benzeyen, saydam, serbestçe yüzebilen deniz hayvanı, medüz.
ANTİBİYOTİK
Bitkilerde, özellikle küf mantarlarında bulunan veya sentezle elde edilen, birçok mikroba karşı kullanılan, penisilin, streptomisin vb. maddelerin ortak adı.
DANTELLİ
Danteli olan, tenteneli.
ANLIKÇILIK
Duyu ve irade karşısında anlığın üstünlüğünü ileri süren öğreti, zihniye, entelektüalizm.