Kelimeler arşivi içinde; başında "cilalı" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. cilalı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu cilalı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde cilalı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
CİLALI
CİLALI
Cilası olan, cila sürülmüş, cila ile parlatılmış, mücella.
Bu bölümde tanımı içerisinde CİLALI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
NEOLİTİK
Taş Devri'nin son çağı ile ilgili. Taş devrinin son zamanlarına verilen ad. Bu çağda ateş bulunmuş, zirai faaliyetler başlamış, taşlardan ve kemiklerden daha mükemmel araçlar yapılmıştır. Bakır ve bronz çağı bunu takip etmiştir. Cilalı taşların kullanıldığı ve bir yere bağlı tarımın yapıldığı Cilalı Taş Devri.
İLMAN
Kaygan, cilalı. Limon. Ilık.
YALABUK
Cilalı, parlak, ışıldak, düzgün. Şimşek. Girişken. Güzel, yakışıklı, sevimli. Çevik, atik. İvedi. Zayıf, önemsiz. Tez, çabuk, ivedi. Parlak, ışıltılı. Çevik, atik, işgüzar. Kavgada üstün gelen.
SIYKIL
Düz, parlak, cilalı.
ŞIKIRDIM
Hızlı yağmur. Sert, cilalı şey. İki parmağın birbirine çarpılmasından çıkan ses için. Bol, kalabalık, sık. Oynak, kıvrak. Dayalı döşeli. Dolu, çok, yığınla: Elma dalda şıkırdım gibi. Kıvrak oyun havası. İnce bacaklı, yorulmayan kimse.
SIYHIL
Düz, parlak, cilalı.
KAYIŞ
Bağlamak, tutmak veya sıkmak amacıyla kullanılan, dar ve uzun kösele dilimi. Kol saatinin bileğe bağlanmasını sağlayan, deriden yapılmış gereç. Ustura bilenen cilalı kösele. Kayma işi.
AYNA
Işığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam, gözgü, mirat. Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün. Atların diz kapağı. İyi bir durumda, yolunda. Doğramacılık ve yapıcılıkta çerçeve içine geçirilen tahta veya taş levha. Küreğin yassı uç bölümü. Karagöz oyununda perde. Bir olayı, bir durumu yansıtan, göz önünde canlandıran olay, durum, şey. Akıntı ve anaforun birleştiği yerde oluşan su burgacı.
SIBILİK
Silinmiş, parlak, cilalı taş ya da tahta.
CELİ
Açık, aşikâr. Parlak, cilalı.
SIYPAK
Düz, parlak, cilalı. Kaygan. Eğimli.
ŞÜMŞET
1.Şimşek. 2.Cilalı ve parlak.
MUTARRA
Taze. Güzel kokulu. Cilalı, parlak.
MİLİK
Cilalı, parlak taş. Kadınların süs için ördükleri ince saç örgüleri. Tıpkı, benzeri.
SIYHAL
Düz, parlak, cilalı. Parlak, düzgün: Sıy hal sıy hal yüzleri var. Kaygan.
YALDIRAK
Parlak, cilalı.
YALAMIK
Cilalı, parlak, ışıldak, düzgün. Açgözlü, bedavacı, asalak, arsız. Her işe burnunu sokan. Dudakta çıkan yara, uçuk. Aşınmış, bozulmuş; vida yatağı genişlemiş, tutmaz, iş görmez olmuş. Çamın soyulup çıkarılan tabakası. ilkbaharda, çam ağacının budak yerlerinden akan sakızlı su. Kabuğu soyulmadan yapılan kabak tatlısı. Düzgün dörtgen prizma biçiminde, saydam kaya tuzu. Kaygan. Bir tadımlık. Çam ağacının çıralı bölümü. Çam ağacının reçineli bölümü, soymuk.
MERMERCİLİK
Cilalı yüzeyler elde etmek için sert taşları işleme sanayisi. Mermer işleme sanatı.
YALABIR
Cilalı, parlak, ışıldak, düzgün.
SIYLAN
Düzgün, dalsız budaksız ağaç. Düz, parlak, cilalı.