Sonu BLOK ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "blok" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu blok ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında blok olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde blok olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

BLOK

Kocaman ve ağır kitle. İçine resim veya yazı kâğıtları konulan karton kap. Politik çıkarları sebebiyle birlik kuran devletler topluluğu. Voleybolda, file üstünde karşı oyuncunun topu sert vururken önünde iki veya üç kişinin elleri ile oluşturdukları perde. Yapı adası. Birden çok bölümü bir araya getirilmiş olan, bir bütün oluşturan.

MONOBLOK

Tekgövde.

  -   -   -  

Anlamında BLOK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde BLOK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

PREKÜRARİZASYON

Süksinilkolinin neden olduğu kas ağrısının yaygınlığını azaltmak için süksinilkolin enjeksiyonundan 3 dakika kadar önce, depolarizasyonsuz blok yapan bir ilacın, mutad felç edici dozunun 1/10-1/5'ine eşit ufak dozda uygulanması işlemi.

ABAKÜS

Sayı boncuğu. Sütun başlığının üstüne yatay olarak konan ve kenarlarından biraz dışarı taşan taş blok.

ANTİMETABOLİT

Enzim molekülünde koenzim veya substrat durumundaki esas metabolitin yerini alarak enzimin bloke olmasına neden olan ilaç veya zehir.

BLOKSUZLUK

Bloksuz davranma, bağlantısızlık.

LİZİN

İnsan besininde temel olan ve proteine katılan kutuplu, bazik bir amino asit, diaminokaproik asit. Beslenmede temel olan ve proteine katılan bazik bir aminoasit. Bütün proteinlerin esansiyel yapı bloku olarak genç hayvanlarda büyüme ve kemik gelişimi için gerekli, erginlerde kalsiyum emilimine yardımcı olan, eksikliğinde enerji eksikliği, kansızlık, büyümede gecikme ve cinsel fonksiyon bozuklukları oluşan, sembolü Lys ve K olan bazik ve esansiyel bir amino asit.

BLOKAJ

Bloke etme işi. Bir şeyin hareketine engel olma, hareketini durdurma. Sivri taşların toprak zemine dikine çakılarak üzerine beton dökülmesiyle yapılmış olan dolgu. Bankacılıkta bir varlığın yetkili otoritelerin izni olmadan sahibi tarafından kullanılamaması durumu.

BAĞLANTISIZ

Aralarında bağlantı bulunmayan, irtibatsız, rabıtasız, angajmansız. Askerî, siyasi yönden hiçbir bloka bağlı olmayan (ülke), bloksuz.

PANKURONYUM

Kas gevşetici etkisi olan steroit halka sistemine bağlı iki kuvarterner amin azotu içeren, nöromüsküler bloken ilaçlar grubundan sentetik bir madde.

ROKÜRONYUM

Aminosteroit türevi nöromüsküler bloke edici bir ilaç.

TOPUK

Ayağın yuvarlakça olan alt bölümü. Belli bir amaçla kazılmaksızın asıl yerinde bırakılan kömür bloku veya cevher kütlesi. Ökçe.

BLOKLAŞMA

Bloklaşmak işi.

TUTMAK

Elde bulundurmak, ele almak. Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak. Ulaşmak, varmak. Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek. Uygun gelmek, çelişmez olmak. Bir şey düşünmek. Alacağa ya da vereceğe saymak. Hedef olarak almak. Kapatmak, sarmak. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek. Avlamak. Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak. Bırakmamak. Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak. Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek. Herhangi bir durumda bulundurmak. Beklenen sonucu vermek. Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj. Gereğini yapmak, yerine getirmek. Başlamak. Sarmak, bürümek. Denetimi ve yetkisi altına almak. Hizmetine almak veya kiralamak. Yaklaştırmak. Bağlamak. İşgal etmek. Kaplamak. İzlemek. Bir kimsenin yerini almak. Benimsemek, beğenmek. Asılmak, kuvvetlice sarılmak. Biriktirmek, tasarruf etmek. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak. Bir sanat eseri geniş ilgi görmek. Desteklemek, birinden yana çıkmak. Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak. Sunmak. Kullanmak. Varsaymak, farz etmek. Bir şeyi kullanması için uzatmak. Yanında bulundurmak, alıkoymak. Bir yerde kalmasını sağlamak. Ele geçirmek, yakalamak. Sürmek, zaman almak. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak. İş görebilmek. Uğramak.

SAKSİTOKSİN

Deniz dinoflagellatlarında üretilen ve onları yiyen yumuşakçalardan izole edilen, sinir impulslarını tıkadığı için nörofizyoloji deneylerinde nörotoksin olarak kullanılan zehir. Kabuklu deniz hayvanlarından dinoflagellatlar tarafından üretilen ve onları tüketen kabuklu su ürünlerinde bulunane sodyum kanallarını bloke ederek sinir iletilerini engelleyen son derece güçlü, tetrodoksine benzer yapılı bir sinir zehri. Kabuklu su ürünü zehirlenmesine sebep olur.

DUBLAJ

Seslendirme. Voleybolda blok yapan arkadaşının arkasında bıraktığı boşluğu doldurma. Yabancı dildeki filmlerin başka bir dile çevrilmesi işi.

TEKGÖVDE

Parçalara ayrılmayan, bütün olarak bulunan, monoblok.

LİNOTİP

Basımevinde harfleri dizen ve satırları blok durumunda döken dizgi makinesi.

DEMİRPERDE

İkinci Dünya Savaşı sonrası soğuk savaş döneminde, batılı ülkelerin kendilerini Doğu Bloku ülkelerinden ayıran sınıra ve bu ülkelere taktıkları ad.

BLOKLAŞMAK

Blok durumuna gelmek.

KARTİKAİN

Yapıca prokaine benzeyen, infiltrasyon anestezisi, sinir bloku anestezisi, epidural ve spinal anestezide kullanılan yerel anestezik ilaç.

BLOKLU

Blokları olan, bloklardan oluşan.