Sonu IRP ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ırp" olan, toplam 6 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ırp ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında ırp olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ırp olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

IRP

Yöntem, tutulması gereken yol.

KIRP

Donmuş kar. Havanın biraz ısınmasiyle satıhtan erimeye başlamış, fakat, yeni bir soğukla buzlaşmış kar; üzerinde yüründüğünde yalnız ayakların bastığı kısımlar çöker, ve çökerken 'kırp' diye ses çıkarır.

HIRP

Sertleşmiş kar. Karın yumuşak, yapışkan durumu. Basılmadan sertleşmiş üzerinde gezilebilir kar.

ZIRP

Birden.

SIRP

Sırbistan'da yaşayan ve Slavların güney kolundan bir halk veya bu halkın soyundan olan kimse.

HIRPAHIRP

Tıpatıp.

  -   -   -  

Anlamında IRP bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde IRP geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BİÇMEK

Belli bir biçim vererek kesmek. Dikilecek kumaşı belli bir ölçüye ve modele uygun olarak makasla kesmek. Değer, paha, fiyat belirlemek. Tahmin etmek, kestirmek. Yaylım ateşiyle öldürmek. Ekin, ot vb.ni orakla, tırpanla, makine ile kesmek.

ÇALKI

Çalgıç. Tırpan.

ÇIRPI

Dal, budak kırpıntısı. Çok zayıf. Boyalı ve gergin bir sicimi yay gibi çekip bırakarak duvara veya yere çizilen çizgi.

AJİTE

"Körüklemek; duygu sömürüsü yapmak" anlamlarındaki ajite etmek birleşik fiilinde ve "çırpıntıya uğramak" anlamındaki ajite olmak teriminde geçen bir söz.

ALKIŞ

Bir şeyin beğenildiğini, onaylandığını anlatmak için el çırpma, alkışlama, kargış karşıtı.

CEFFELKALEM

Düşünüp taşınmadan, bir çırpıda.

ÇARPINMAK

Çırpınmak.

ÇEPEL

Kir, bulaşık, çamur, pislik. Bozuk, kapalı (hava). Ürüne karışmış yabancı madde. Çalı çırpı.

BİTNİK

Genel davranışları ve hırpani giysileri ile toplum hayatından kopma eğilimi gösteren ve toplum dışında bir yaşantısı olan genç.

ÇALKALAMAK

Sulu bir şeyi sarsarak veya çırparak karıştırmak. İçinde bir şey bulunan bir nesneyi sarsarak sallamak. Bir şeyi içinden su çarparak geçirmek yolu ile temizlemek. Vücudun göbek, kalça vb. yerini sürekli oynatmak. Sağlığının bozulmasına yol açmak. Tahılı sarsarak kalburdan geçirmek, elemek. Kuluçka yumurtalarını çevirmek.

ÇIRPICI

Çırpma işini yapan kimse ya da şey. Yazma kumaş işlerini, boyaları tutsun diye deniz suyunda çırpan kimse. Pişirmeden önce malzemeyi çırpan, karıştıran elektrikli alet, mikser.

ALKIŞLAMAK

Bir şeyin beğenildiğini, onaylandığını anlatmak için el çırpmak. Beğenmek, takdir etmek.

ÇABUCAK

Vakit geçirmeden, kısa sürede, aceleten, acilen, alelacele, anında, bir anda, bir çırpıda, birden, bir hamlede, bir koşu, bir lahzada, bir solukta, çabucacık, çabuk, çabukça, çarçabuk, dakikasında, derakap, derhâl, hemen, hemencecik, hemencek, hızla, hızlı, hızlı hızlı, ivedilikle, lahzada, müstacelen, palas pandıras, serian, süratle, şipşak, takkadak, tez beri, tezce, tezelden, yellim yelalim. Kolaylıkla.

ÇIRPILMAK

Çırpma işine konu olmak.

ÇIRPINIŞ

Çırpınma işi.

ÇIRPILMA

Çırpılmak işi.

ÇEPER

Çit. Bağ çubuğu, çalı çırpı. Sebze bahçesi. Zar. Ahlaksız, huysuz, geçimsiz kimse.

BUKRAN

Saraçların kullandığı yün kırpıntısı.

ASKI

Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.

AJİTASYON

Körükleme. Duygu sömürüsü yapma. Kişinin ruhsal gerginliğini dışa vurması sonucu oluşan etrafına karşı saldırganlık durumu. İnsanın zihninde ve duygu dünyasında sarsıntı yaratma. Çırpıntı.