IC ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "ıc" olan, toplam 17 adet kelime bulunmaktadır. ıc ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu ıc ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ıc olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

ICHTHYOPHTHİRİUS, ICTİYOSPORİDİYOZ

12 harfli kelimeler

ICHTHYOMYZON

7 harfli kelimeler

ICIKTAN

6 harfli kelimeler

ICICIH, ICICIK, ICIRIK

5 harfli kelimeler

ICCAK, ICCIG, ICCIK

4 harfli kelimeler

ICIH, ICIK, ICSH, ICUK

3 harfli kelimeler

ICD, ICU

2 harfli kelimeler

IC

Bazı kelimelerin anlamları

IC

Soluk alma kapasitesi.

ICCIG

Çok az, biraz.

ICICIH

Azıcık, karşılığı ızıcıh.

ICIRIK

Yağ tavası.

ICIH

Çok az, biraz. Azıcık, biraz, çok az.

ICIKTAN

Biraz sonra.

ICHTHYOMYZON

Amerika dere dokuz gözlüsü.

ICHTHYOPHTHİRİUS

Hymenostomatida takımında, Ophryoglenina alt takımında bulunan dokuyla beslenen protozoon cinsi.

ICCIK

Azıcık, çok az.

ICICIK

Çok az, biraz. Birazcık, çok az.

ICUK

Çok az, biraz.

ICCAK

Sıcak. Hamam.

ICD

İzositrat dehidrojenaz.

ICTİYOSPORİDİYOZ

Çeşitli balık türlerinde, Ichthyosporidium hoferr'nin neden olduğu, vücudun rengin koyulaşması, ekzoftalmus, aşırı zayıflama ve ölümle sonuçlanan sporadik, kronik ve bulaşıcı bir mantar enfeksiyonu, Ichthyofonus hastalığı.

ICSH

Lüteinleştirici hormon.

ICIK

Çok az, biraz. Azmış yara. Çok az, azıcık: Icık dur.

  -   -   -  

Anlamında IC bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde IC geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ACILAŞMAK

Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.

AĞIRLAŞMAK

Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.

ABARTICILIK

Abartıcı olma durumu, abartmacılık, mübalağacılık.

ABANOZGİLLER

İki çeneklilerden, sıcak ülkelerde yetişen bir bitki familyası.

ABARTMACI

Abartıcı.

ABANOZ

Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı. Bu tahtadan yapılmış. Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası. Koyu, parlak siyah. Bu renkte olan.

AÇIKLAMAK

Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.

AĞIR

Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

ABARTMACILIK

Abartıcılık.

AÇIKLAYICI

Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.

ADAPTÖR

Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.

AÇIKLAYICILIK

Açıklayıcı olma durumu.

ADA

Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.

ADAMCIL

İnsandan ürkmeyen, insana alışmış olan, insana sokulan, sıcakkanlı, munis.

ADAMOTU

Patlıcangillerden, geniş yapraklı, mavi çiçekli, meyveleri sarı, çok yıllık bir bitki, kankurutan, adamkökü (Mandragora autumnalis).

ADETÇE

Sayıca.

ABONMAN

Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.

ACI

Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.

AÇIKTAN

Bir yerin uzağından. Ayrıca, ek olarak. Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak. Önceden belirlenmiş bir bütçeye bağlı kalmaksızın.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük