Sonu ÜLÜK ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ülük" olan, toplam 241 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ülük ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında ülük olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ülük olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

KARŞITGÖRÜŞLÜLÜK

15 harfli kelimeler

GERÇEKÜSTÜCÜLÜK, TABİATÜSTÜCÜLÜK

14 harfli kelimeler

DENEYÜSTÜCÜLÜK, DÜŞÜNDÜRÜCÜLÜK, KARİKATÜRCÜLÜK

13 harfli kelimeler

MİNYATÜRCÜLÜK, OLAĞANÜSTÜLÜK, ÖZGÜRLÜKÇÜLÜK, RADYATÖRCÜLÜK, DOĞAÜSTÜCÜLÜK, PROTOKOLCÜLÜK, SÜRDÜRÜMCÜLÜK, YERBÖLÜMCÜLÜK

12 harfli kelimeler

AÇIKGÖZLÜLÜK, ASANSÖRCÜLÜK, ATATÜRKÇÜLÜK, DÖNÜŞÜMCÜLÜK, GÖRÜNGÜCÜLÜK, GÜLDÜRÜCÜLÜK, GÜRÜLTÜCÜLÜK, KARAGÖZCÜLÜK, KONTROLCÜLÜK, KÖTÜLÜKÇÜLÜK, MANİKÜRCÜLÜK, MİNİBÜSÇÜLÜK, PARAŞÜTÇÜLÜK, PEDİKÜRCÜLÜK, TRAKTÖRCÜLÜK, HOŞGÖRÜLÜLÜK, KABUKLUSÜLÜK, KARABÜKLÜLÜK, KOKARYÜRÜLÜK, MİDİBÜSÇÜLÜK, SAĞGÖRÜLÜLÜK, ZERDÜŞTÇÜLÜK

11 harfli kelimeler

ÇÖPLÜKÇÜLÜK, DÖRDÜNCÜLÜK, DÜŞÜNÜCÜLÜK, GÖZLÜKÇÜLÜK, GRAVÜRCÜLÜK, GÜMRÜKÇÜLÜK, İKİYÜZLÜLÜK, KOSTÜMCÜLÜK, KÜLTÜRLÜLÜK, OTOBÜSÇÜLÜK, ÖLDÜRÜCÜLÜK, PARFÜMCÜLÜK, PETROLCÜLÜK, PLANÖRCÜLÜK, SANSÜRCÜLÜK, SÖMÜRÜCÜLÜK, SÖZLÜKÇÜLÜK, SÜPRÜNTÜLÜK, ÜFÜRÜKÇÜLÜK, YÜRÜTÜCÜLÜK, BİNGÖLLÜLÜK, BOŞSÖZCÜLÜK, CÜMBÜŞÇÜLÜK, DÜZGÜNCÜLÜK, EPİKÜRCÜLÜK, GÖRGÜLCÜLÜK, GUNNÜKCÜLÜK, GÜNDÜZCÜLÜK, KÜRTÜNCÜLÜK, ÖNGÖRÜLÜLÜK, Devamını Oku »»

10 harfli kelimeler

AÇGÖZLÜLÜK, DÖKÜMCÜLÜK, DÖNÜŞLÜLÜK, DÖVÜŞÇÜLÜK, GÖNÜLLÜLÜK, GÖRGÜCÜLÜK, GÖRÜNTÜLÜK, GÖRÜŞLÜLÜK, GÜDÜMLÜLÜK, GÜMÜŞÇÜLÜK, HÜKÜMLÜLÜK, KÖMÜRCÜLÜK, KÖPRÜCÜLÜK, KÖRÜKÇÜLÜK, KULÜPÇÜLÜK, MÜHÜRCÜLÜK, ÖRGÜTÇÜLÜK, TERÖRCÜLÜK, TÜRKÜCÜLÜK, TÜRÜMCÜLÜK, TÜTÜNCÜLÜK, YÜKÜMLÜLÜK, ALKOLLÜLÜK, CEREBCÜLÜK, ÇÖZÜMCÜLÜK, DÜDÜKÇÜLÜK, DÜĞÜNCÜLÜK, DÜNÜRCÜLÜK, DÜRÜMCÜLÜK, DÜZGÜLÜLÜK, Devamını Oku »»

9 harfli kelimeler

BÖLÜCÜLÜK, BÜKÜCÜLÜK, BÜYÜCÜLÜK, ÇÖZÜCÜLÜK, GOLFÇÜLÜK, GÖRÜCÜLÜK, GÜDÜCÜLÜK, GÜNÜCÜLÜK, KÜRKÇÜLÜK, ÖĞÜTÇÜLÜK, ÖLÇÜLÜLÜK, ÖTÜMLÜLÜK, ÖVGÜCÜLÜK, ÖYKÜCÜLÜK, SÖRFÇÜLÜK, SÜRÜCÜLÜK, TÜRKÇÜLÜK, ÜÇÜNCÜLÜK, ÜLKÜCÜLÜK, ÜZÜMCÜLÜK, YÜZÜCÜLÜK, BLÖFÇÜLÜK, DİNÜCÜLÜK, DUURÇÜLÜK, EBEMBÜLÜK, FLÜTÇÜLÜK, GÖMÜCÜLÜK, GÜYEĞÜLÜK, ÖDÜNCÜLÜK, ÖDÜNLÜLÜK, Devamını Oku »»

8 harfli kelimeler

ÇÖPÇÜLÜK, DÜŞÇÜLÜK, GOLCÜLÜK, GÖZCÜLÜK, GÜÇLÜLÜK, GÜLCÜLÜK, KÖYCÜLÜK, KÖYLÜLÜK, LÜPÇÜLÜK, MÜFTÜLÜK, ÖRÜCÜLÜK, ÖTÜCÜLÜK, ÖVÜCÜLÜK, ROLCÜLÜK, SÖZCÜLÜK, SÜTÇÜLÜK, TÖZCÜLÜK, TÜTSÜLÜK, ÜTÜCÜLÜK, YÜKÇÜLÜK, YÜKLÜLÜK, YÜZLÜLÜK, ALAGÜLÜK, BUĞLÜLÜK, BÜLKÜLÜK, BÜNBÜLÜK, BÜRKÜLÜK, CÜLCÜLÜK, CÜLLÜLÜK, DİLLÜLÜK, Devamını Oku »»

7 harfli kelimeler

KÖTÜLÜK, ÖNCÜLÜK, ÖZGÜLÜK, BÜBÜLÜK, CÜLÜLÜK, ÇÖKÜLÜK, DÖĞÜLÜK, DÜRÜLÜK, GÜDÜLÜK, HÖRÜLÜK, HÜLÜLÜK, HÜRÜLÜK, KÜCÜLÜK, KÜLÜLÜK, MÜDÜLÜK, ÖLÇÜLÜK, ÖLGÜLÜK, ÖLKÜLÜK, ÖRGÜLÜK, ÖRTÜLÜK, ÖZLÜLÜK, PÜÇÜLÜK, SÜMÜLÜK, TEKÜLÜK, ÜLKÜLÜK, ÜMMÜLÜK, ÜRKÜLÜK, ÜSDÜLÜK, ÜSTÜLÜK, YÜRÜLÜK

6 harfli kelimeler

ÖLÜLÜK, ÖRÜLÜK, ÖTÜLÜK, SÜÜLÜK, ÜBÜLÜK, ÜFÜLÜK

5 harfli kelimeler

GÜLÜK, YÜLÜK, BÜLÜK, CÜLÜK, DÜLÜK, HÜLÜK, KÜLÜK, LÜLÜK, NÜLÜK, SÜLÜK, TÜLÜK

4 harfli kelimeler

ÜLÜK

Bazı kelimelerin anlamları

ÜLÜK

İbrik, testi gibi şeylerin emziği. Çeşme musluğu. Zayıf. Önlük. Testi, çaydanlık ve benzerleri nesnelerin emziği. Musluk. İki ağızlı testinin küçük ağzı. (Yalvaç Isparta). Testi emziği. (Çarıksaray Şarkikaraağaç Isparta; Başkışla Karaman Konya). Teneke kutularda yapılan sıvı akıtma emziği. Bülbül yuvası. (Afşar Gelendost Isparta). İbrik emziği.

GERÇEKÜSTÜCÜLÜK

Aklın, geleneklerin, alışkanlıkların denetiminden uzak bilinçaltı gerçeklerini yansıtan yani bilinen gerçekle bağını kesip kendince bir gerçek yaratmak amacını güden edebiyat ve sanat akımı, sürrealizm.

MİNYATÜRCÜLÜK

Minyatür yapma sanatı.

DENEYÜSTÜCÜLÜK

İnsan bilgisinin niteliğini ve ilkelerini akıl yoluyla çözmek amacıyla deney alanının ötesine gitmeye çalışan anlayış, mütealiye, transandantalizm. Ahlakta belli bir gizemciliği savunan, Tanrı, doğa ve insanı kaynaştırmaya çalışan Amerikan felsefe okulu, mütealiye, transandantalizm.

OLAĞANÜSTÜLÜK

Olağanüstü olma durumu, fevkaladelik, harikuladelik.

SÜRDÜRÜMCÜLÜK

Abone olma durumu.

KARŞITGÖRÜŞLÜLÜK

Bir görüş, kanı, tutum, davranış ya da eyleme karşı olma ya da karşı çıkma.

KARİKATÜRCÜLÜK

Karikatürcünün yaptığı iş, çizerlik, karikatüristlik.

TABİATÜSTÜCÜLÜK

Doğaüstücülük.

DOĞAÜSTÜCÜLÜK

Doğa yasalarıyla açıklanamayan olayların ve gerçeklerin varlığına inanmak gerektiğini ileri süren öğreti, tabiatüstücülük, sürnatüralizm. Doğa yasalarıyle açıklanamayan olayların ve gerçeklerin varlığına inanmak gerektiğini ileri süren öğreti. Özdekçi ve doğacı düşünürlere göre, önemsiz ya da bilimsel yöntemlerle ilişkisi olmayan herhangi bir tutum.

AÇIKGÖZLÜLÜK

Açıkgöz olanın durumu. Açıkgöze yakışacak davranış.

DÜŞÜNDÜRÜCÜLÜK

Düşündürücü olma durumu.

PROTOKOLCÜLÜK

Protokolcü olma durumu.

RADYATÖRCÜLÜK

Radyatörcü olma durumu.

ÖZGÜRLÜKÇÜLÜK

Özgürlükçü olma durumu.

YERBÖLÜMCÜLÜK

Yerbölümleme işine yardımcı olmayı uğraş edinerek bu yoldan para kazanmakta olan insanların yaptıkları iş.

  -   -   -  

Anlamında ÜLÜK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÜLÜK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BENDEZADE

Alçak gönüllülük göstererek "benim çocuğum" anlamında kullanılan bir söz.

BORÇLANMAK

Karşılığını sonra vermek şartıyla birinden para veya bir şey almak, istikraz etmek. Manevi bir yükümlülük altına girmek.

DEKADAN

XIX. yüzyıl sonlarında Fransa'da natüralistlere karşı çıkan sembolizm akımına öncülük etmiş olan sanatçı. Edebiyatta, sanatta yozlaşma, gerileme.

AÇIKGÖZLÜK

Açıkgözlülük.

AFSUNCULUK

Büyücülük.

DENEYCİLİK

Bilginin gözlem, deneme veya duyular ile elde edilebileceğini ileri süren geleneksel öğreti, görgücülük, ampirizm, akılcılık karşıtı. Organizma ile durum veya çevre arasında bir etkileşim olarak yaşantıya önem veren, bilgiyi, simgelerle iletişimi yapılmış olan denetimli ve yeniden düzenlenmiş yaşantı biçiminde düşünen çağdaş bir felsefe anlayışı, görgücülük, ampirizm.

ÇÖPLÜK

Çöplerin atıldığı veya biriktirildiği yer, çöp tenekesi, küllük, süprüntülük, gübürlük, mezbele, mezbelelik. Çok kirli yer. Her türlü yetkinin sınırsızca kullanıldığı yer.

DİREKÇİ

Alamana kayıklarında direğe çıkarak gözcülük yapan kimse.

BORÇLU

Borcu olan, borç almış olan, verecekli, medyun, alacaklı karşıtı. Borcu kalmış olarak. Bir şeyi birinin yardımıyla elde etmiş olan. Manevi bir yükümlülük altında bulunan.

DOĞAÜSTÜCÜ

Doğaüstücülük yanlısı, tabiatüstücü, sürnatüralist.

CİN

Dinî inanışa göre duyularla kavranamayan, insanlar gibi irade ve anlama yeteneğine sahip, ilahi emirlere uymakla yükümlü tutulan yaratık. Masallarda göze görünmeyen, türlü biçimlere girebilen, iyilik de kötülük de yapabilen yaratık. Akıllı, zeki, uyanık kimse. Buğday, arpa, yulaf vb.nden elde edilen ve ardıçla kokulandırılan bir alkollü içki türü, ardıç rakısı. Pamuklu, kalın kumaştan giysi veya pantolon.

BEİS

Engel, uymazlık. Kötülük, zarar.

BASİRETLİLİK

Basiretli olma durumu, sağgörülülük.

BEDAVACILIK

Bedavacı olma durumu, beleşçilik, lüpçülük.

ÇEKMEK

Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.

CADI

Geceleri dolaşarak insanlara kötülük ettiğine inanılan hortlak. Çok güzel göz. Kötülük yaparak başkalarına zarar veren kadın.

AYDINLIK

Bir yeri aydınlatan güç, ışık. Kolay anlaşılacak derecede açık olan, vazıh. Kötülükten uzak, temiz, saf. Bir yapının ortasına gelen oda ve öbür bölümlerin ışık alması için damın ortasından zemine kadar açılan boşluk. Işık alan.

DİSPEÇ

Bir ortak avaryada deniz kazasından sonra gemi, yük ve navlunla ilgili kimselerin uğradıkları zararların ve bunlar tarafından yapılmış olan masrafların nasıl, kimler tarafından ve ne oranda karşılanacağını belirlemek için yapılmış olan işlem. Deniz sigortası dilinde, ilgili tarafların ortak avaryada kendilerine düşen yükümlülükleri, paylarının önemi ölçüsünde ayrıntılı olarak belirten belge.

ÇÖPÇÜLÜK

Çöpçünün yaptığı iş, gübürcülük.

ATATÜRKÇÜ

Atatürkçülük yanlısı, Kemalist.