ÜCE ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "üce" olan, toplam 64 adet kelime bulunmaktadır. üce ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında üce olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde üce olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

SALKIMKÜFLÜCE, YUKARIGÖZLÜCE, YUKARIGÜLLÜCE

12 harfli kelimeler

AŞAGIGÖZLÜCE, AŞAĞIGÜLLÜCE, FİLİZKÜFLÜCE, KÜÇÜKSÜTLÜCE, YUKARIÖZLÜCE

11 harfli kelimeler

IŞILKÜFLÜCE

10 harfli kelimeler

TELKÜFLÜCE

9 harfli kelimeler

GÖĞÜSLÜCE, GÖNÜLLÜCE, GÖRGÜLÜCE, AÇGÖZLÜCE, YERCEGÜCE

8 harfli kelimeler

BÖRTLÜCE, ÖRTÜLÜCE

7 harfli kelimeler

GÜRCÜCE, KÜFLÜCE, SÜTLÜCE, YÜKLÜCE, BÖĞRÜCE, BÖRGÜCE, ÇÖPLÜCE, ÇÜKLÜCE, DÜLLÜCE, DÜZLÜCE, GOLLÜCE, GÖLLÜCE, GÖZLÜCE, GÜLLÜCE, GÜNLÜCE, GÜPLÜCE, GÜRÇÜCE, KÖKLÜCE, KÖYLÜCE, KÖZLÜCE, KÜLLÜCE, KÜPLÜCE, SÜSLÜCE, TÜLLÜCE, TÜYLÜCE, YÜNLÜCE

6 harfli kelimeler

AYYÜCE, BÖBÜCE, BÖRÜCE, BÜRÜCE, DELÜCE, KÖTÜCE, ÖYSÜCE, ÖZLÜCE, TÜLÜCE, ÜÇLÜCE, ÜNLÜCE, YÜLÜCE

5 harfli kelimeler

ALÜCE, ÖLÜCE, ÖNÜCE

4 harfli kelimeler

CÜCE, GÜCE, YÜCE, KÜCE, SÜCE

3 harfli kelimeler

ÜCE

Bazı kelimelerin anlamları

ÜCE

Yüce. Yüce, yüksek, en üst.

GÖĞÜSLÜCE

Biraz iri göğüslü.

SALKIMKÜFLÜCE

Atların, seyrek olarak develerle sığırların deri ve iç örgenlerinde irinli urlar yapan bulaşıcı mantar hastalığı.

AŞAGIGÖZLÜCE

Ağrı ilinde, Hamur ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

AÇGÖZLÜCE

Açgözlüye yaraşır bir biçimde.

GÖNÜLLÜCE

Biraz gönüllü. (gönüllü'ce) Biraz gönüllü olarak.

YUKARIÖZLÜCE

Gümüşhane şehrinde, Kelkit ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

AŞAĞIGÜLLÜCE

Manisa şehrinde, Selendi belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

FİLİZKÜFLÜCE

Filizküflerden ileri gelen ve vücudun hemen her bölgesinde görülebilen mantar hastalığı.

KÜÇÜKSÜTLÜCE

Ardahan şehrinde, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.

TELKÜFLÜCE

Telküften ileri gelen ilkel mantar hastalığı.

GÖRGÜLÜCE

Görgülü bir biçimde.

YUKARIGÖZLÜCE

Ağrı ili, Hamur ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

YUKARIGÜLLÜCE

Manisa şehri, Selendi ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

IŞILKÜFLÜCE

Evcil hayvanlarda özellikle sığırlarda, ışılküflerden ileri gelen ve insanlara da bulaşabilen ilkel mantar hastalığı.

YERCEGÜCE

Kokarca.

  -   -   -  

Anlamında ÜCE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÜCE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

CÜCELEŞME

Cüceleşmek durumu.

CÜCELEŞMEK

Cüce durumuna gelmek.

AKSESUAR

Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.

CEVHER

Bir şeyin özü, maya, gevher. İyi yetenek. Töz. Değerli süs taşı, mücevher.

BURUK

Burulmuş olan. Alınarak küskünlük gösteren, gücenmiş (kimse). Uygun olmayan şartlar sonucu dönerek büyüyen ağacın kerestesi. Tadı kekre olan (meyve).

BEDESTEN

Kumaş, mücevher vb. değerli eşyaların alınıp satıldığı kapalı çarşı.

COŞKU

Genellikle büyük bir istekle ortaya çıkan geçici hayranlık veya heyecan durumu. Bir düşünceyle, bir duyguyla dolarak yücelme, ruhun kendini aşıp yücelmesi, heyecan. Sevinç gösterileriyle beliren güçlü heyecan. Salgı bezleri ve dinamik etkinliklerle kendine özgü ilişkileri bulunan iç veya dış uyaranların kamçıladığı güçlü duygu durumu.

CİLTÇİ

Kitapları ciltleyen kimse, mücellit. Ciltevi.

ASKI

Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.

ALİ

Yüce, yüksek. "Kurnazca ve haince düzen" anlamında Ali Cengiz oyunu, "çok zorba" anlamında Ali kıran baş kesen, "bir kimse birinden aldığını ötekine, ötekinden aldığını bir başkasına vererek işini yürütmek" anlamında Ali'nin külahını Veli'ye, Veli'nin külahını Ali'ye giydirmek deyimlerinde geçen bir söz.

ADAMAK

Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek. İthaf etmek. Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek. Ayırmak, tahsis etmek.

BURUKLUK

Buruk olma durumu, kekrelik. Küskünlük, gücenmişlik.

BURULMAK

Ekseni çevresinde döndürülmek. Sancımak, ağrımak. Alınarak küskünlük göstermek, gücenmek.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

BEBERUHİ

Sevimsiz, budala, bücür erkek. Karagöz oyunundaki kambur cücenin adı.

CÜCELİK

Cüce olma durumu.

ALINGAN

Çabuk gücenen, kırılan.

CİVANMERT

Mert yaradılışlı, yüce gönüllü, yiğit.

CEVAHİR

Elmas, yakut vb. değerli taşlar, mücevher.

CİLTÇİLİK

Ciltçinin yaptığı iş, mücellitlik.