ÖY ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "öy" olan, toplam 113 adet kelime bulunmaktadır. öy ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu öy ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde öy olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

ÖYKÜLEŞTİRMEK, ÖYKELENDİRMEK, ÖYÜNLENDİRMEK

12 harfli kelimeler

ÖYKÜNMECİLİK, ÖYKÜLEŞTİRME

11 harfli kelimeler

ÖYLENDİRMEK

10 harfli kelimeler

ÖYKELENMEK, ÖYKROMATİN, ÖYKÜLEYİCİ, ÖYKÜNLEMEK, ÖYLEMECENE, ÖYLEMESİYE, ÖYLESİNDEN, ÖYÜRLEŞMEK, ÖYÜRTLEMEK, ÖYÜŞTÜRMEK

9 harfli kelimeler

ÖYKÜCÜLÜK, ÖYKÜLEMEK, ÖYKÜNMECİ, ÖYLELİKLE, ÖYLEDENCE, ÖYLELEMEK, ÖYLELEYİN, ÖYRİHALİN, ÖYÜKLEMEK, ÖYÜNLEMEK

8 harfli kelimeler

ÖYKÜLEME, ÖYKÜNMEK, ÖYDÜRMEK, ÖYENDERE, ÖYENDİRE, ÖYGÜNMEK, ÖYĞÜNMEK, ÖYKENMEK, ÖYLENNİK, ÖYLESİNE, ÖYLEYŞİN, ÖYMEŞMEK, ÖYRENMEK, ÖYRİHİGR, ÖYRİTERM, ÖYÜRTMEK, ÖYÜTARKI

7 harfli kelimeler

ÖYKÜNCE, ÖYKÜNME, ÖYCÜMAL, ÖYELİYH, ÖYEŞMEK, ÖYKENCE, ÖYKÜCÜK, ÖYKÜLEM, ÖYKÜNÜM, ÖYLELİK, ÖYLEMEK, ÖYLENCİ, ÖYRİFAG, ÖYRİYÖK, ÖYSEMEK, ÖYÜKMEK, ÖYÜLMEK, ÖYÜNNÜK, ÖYÜŞMEK

6 harfli kelimeler

ÖYKÜCÜ, ÖYLECE, ÖYLESİ, ÖYKMEK, ÖYLÜLÜ, ÖYSÜCE, ÖYÜBET, ÖYÜMCE, ÖYÜNLE

5 harfli kelimeler

ÖYBET, ÖYCÜL, ÖYDÜL, ÖYEDE, ÖYGEN, ÖYGÜN, ÖYGÜR, ÖYKEN, ÖYKÜN, ÖYLEK, ÖYLEN, ÖYLÜK, ÖYMEÇ, ÖYMEK, ÖYMEN, ÖYNEL, ÖYNER, ÖYNÜK, ÖYREK, ÖYREN, ÖYSEM, ÖYSEN, ÖYSEY, ÖYSÜN, ÖYSÜZ, ÖYÜCÜ, ÖYÜNT, ÖYVEN

4 harfli kelimeler

ÖYKÜ, ÖYLE, ÖYEK, ÖYFE, ÖYİR, ÖYKE, ÖYLÜ, ÖYÖN, ÖYÜÇ, ÖYÜK, ÖYÜN, ÖYÜR, ÖYÜT

2 harfli kelimeler

ÖY

Bazı kelimelerin anlamları

ÖY

Ön. Ev.

ÖYLESİNDEN

Öyle vaktından.

ÖYÜNLENDİRMEK

Bir kimseye az az yemek yedirmek.

ÖYÜRLEŞMEK

Birbirine alışmak, dost olmak, birbirinden ayrılmayacak derecede sevişip anlaşmak.

ÖYLEMESİYE

O biçimde, öyle.

ÖYÜRTLEMEK

Ayırmak, ayıklamak, seçmek, temizlemek.

ÖYKROMATİN

Kromozomun faal genleri kapsadığı düşünülen bölgesi. Çekirdek dinlenme halinde iken az boya tutar. Bölünen çekirdekte, bölünme ilerledikçe boyanma özelliği artar, bölünmenin sonuna doğru tekrar azalır.

ÖYKELENMEK

Öfkelenmek, kızmak. Öfkelenmek.

ÖYLEMECENE

O biçimde, öyle.

ÖYKELENDİRMEK

Öfkelendirmek, hiddetlendirmek.

ÖYLENDİRMEK

Evlendirmek.

ÖYKÜLEŞTİRME

Öyküleştirmek işi.

ÖYKÜNMECİLİK

Öykünmeci olma durumu.

ÖYKÜLEYİCİ

Öykülemeyi yapan kimse.

ÖYKÜLEŞTİRMEK

Öykü durumuna getirmek.

ÖYKÜNLEMEK

Tarla ve benzerleri in sulamak.

  -   -   -  

Anlamında ÖY bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÖY geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALINMAK

Alma işi yapılmak. Uyarlanmak. Elde edilmek. Bir sözün, bir davranışın kendisine söylediğini veya yapıldığını sanarak incinmek, kırılmak.

ADA

Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.

AÇIKÇASI

Açık söylemek gerekirse, Türkçesi. Düpedüz.

AĞITÇI

Ölüye ağıt söylemek için tutulan kimse, ağlayıcı, sagucu, mersiyehan.

ALO

Telefon konuşmasına başlarken kullanılan bir seslenme sözü. (alooo) Kendisine bakmasını veya kendisiyle ilgilenmesini istediği kişiye karşı söylenen seslenme sözü.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

AHFEŞ

"Söylenen sözü anlamadan kafa sallayarak onaylamak" anlamında Ahfeş'in keçisi gibi başını sallamak deyiminde geçen bir söz.

AH

İlenme, beddua. (a:h) Ağrı, acı duyulduğunda söylenen bir söz. (a:h) Sesin tonuna göre pişmanlık, öfke, özlem, beğenme, sevgi vb. duygular anlatan bir söz.

AĞABEY

Büyük erkek kardeş, ağa, aka, ede, efe. Saygı ve sevgi göstermek üzere yaşça büyük olan erkeklere söylenen bir seslenme sözü.

AKSAKAL

Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. Ermiş, evliya. Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen.

AKILLI

Gerçeği iyi gören ve ona göre davranan, akil. Uyanık geçinen. Karşısındakini küçümseme amacıyla söylenen bir söz.

ALDATMAK

Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.

AFERİN

Övme, takdir, beğenme vb. duyguları belirtmek için söylenen söz, bravo. Öğrencilere verilen beğenme ve takdir kâğıdı.

AGUCUK

Süt çocuğunu sevmek için söylenen bir söz.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

AKSAN

Bir ülkenin insanlarına veya bir çevreye özgü söyleyiş özelliği. Vurgu.

ABLA

Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi. Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz. Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın. Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama (II).

ALİMALLAH

Söylenen bir sözün doğruluğuna inandırmak için "en iyisini Allah bilir" anlamında kullanılan bir söz.

AÇMAZ

Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.

AÇIKLAMAK

Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.