ÖT ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "öt" olan, toplam 153 adet kelime bulunmaktadır. öt ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu öt ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde öt olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

ÖTLEĞENGİLLER, ÖTÜMSÜZLEŞMEK, ÖTELEYEBİLMEK

12 harfli kelimeler

ÖTÜMLÜLEŞMEK, ÖTÜMSÜZLEŞME, ÖTEĞENGİLLER, ÖTEKTOİDALTI, ÖTEKTOİDÜSTÜ, ÖTELEYEBİLME, ÖTROFİKASYON

11 harfli kelimeler

ÖTÜMLÜLEŞME, ÖTEKİLEŞMEK, ÖTEKTİKALTI, ÖTEKTİKÜSTÜ

10 harfli kelimeler

ÖTÜMSÜZLÜK, ÖTÇETAVASI, ÖTEKİLEŞME, ÖTRÜKÇÜLÜK

9 harfli kelimeler

ÖTÜMLÜLÜK, ÖTEBİLMEK, ÖTEĞİTMEK, ÖTEKİLERİ, ÖTELENMEK, ÖTELETMEK, ÖTERARDIÇ

8 harfli kelimeler

ÖTELEMEK, ÖTTÜRMEK, ÖTÜCÜLÜK, ÖTÜRÜKLÜ, ÖTALACAK, ÖTDÜRGEÇ, ÖTEBİLME, ÖTEKTOİD, ÖTEKTOİT, ÖTELETME, ÖTEYANCI, ÖTLEĞESİ, ÖTLENMEK, ÖTLETMEK, ÖTLÜEYSİ, ÖTTÜRGEÇ, ÖTÜKOMAK, ÖTÜREKLİ, ÖTÜRMEYH

7 harfli kelimeler

ÖTANAZİ, ÖTEBERİ, ÖTEKİSİ, ÖTELEME, ÖTLEĞEN, ÖTTÜRME, ÖTÜMSÜZ, ÖTÜRMEK, ÖTÜŞMEK, ÖTAĞAÇE, ÖTEBETE, ÖTEĞİKİ, ÖTEKTİK, ÖTENÇAY, ÖTEYGÜN, ÖTKERİN, ÖTLAKÇI, ÖTLEGEN, ÖTLEĞSİ, ÖTLEMEK, ÖTLENSİ, ÖTLESKİ, ÖTTÜREÇ, ÖTTÜRÜK, ÖTÜLMEK, ÖTÜNMEK, ÖTÜRGEÇ, ÖTÜRGEN, ÖTÜRMEG, ÖTÜRŞAH

6 harfli kelimeler

ÖTLEĞİ, ÖTÜMLÜ, ÖTÜRME, ÖTÜRÜK, ÖTÜŞME, ÖTEGEN, ÖTEĞEN, ÖTEĞİN, ÖTEĞÜN, ÖTEKÖY, ÖTEMEK, ÖTEREK, ÖTERGİ, ÖTEYİN, ÖTGÜNÇ, ÖTKÜNÇ, ÖTLEĞÜ, ÖTLESİ, ÖTLÖSÜ, ÖTOĞON, ÖTÖGÜN, ÖTÖĞÜN, ÖTÖVÜN, ÖTÜKAR, ÖTÜKEN, ÖTÜLÜK, ÖTÜREK, ÖTÜRÜG

5 harfli kelimeler

ÖTEKİ, ÖTMEK, ÖTÜCÜ, ÖTÜRÜ, ÖTCEN, ÖTDEN, ÖTEEN, ÖTEĞİ, ÖTEĞN, ÖTEİN, ÖTELİ, ÖTERİ, ÖTESİ, ÖTGEN, ÖTGÜÇ, ÖTGÜN, ÖTKEL, ÖTKEN, ÖTKÜN, ÖTLEK, ÖTLÜK, ÖTNEL, ÖTREK, ÖTRÜK, ÖTSEK, ÖTTEN, ÖTÜRE, ÖTÜRİ

4 harfli kelimeler

ÖTME, ÖTRE, ÖTÜŞ, ÖTAN, ÖTEÇ, ÖTEK, ÖTEL, ÖTEN, ÖTEV, ÖTGÜ, ÖTKÜ, ÖTNÜ, ÖTON, ÖTÖN, ÖTRÜ, ÖTÜK, ÖTÜM, ÖTÜN, ÖTÜR

3 harfli kelimeler

ÖTE, ÖTA, ÖTÜ

2 harfli kelimeler

ÖT

Bazı kelimelerin anlamları

ÖT

Ateş. Yürek, kalp. Halk dilinde Acılık, öd kesesi, safra kesesi. Ses, sada.

ÖTEKTİKALTI

Ötektik bileşiminin altındaki bileşimlere ilişkin olan.

ÖTÜMSÜZLEŞME

Ötümsüzleşmek durumu.

ÖTEĞENGİLLER

(Eş anlamlısı: çalı-bülbülügiller, Sylviidae,türleri çok iyi bilinirler.

ÖTELEYEBİLMEK

Öteleme imkânı veya olasılığı bulunmak.

ÖTÜMLÜLEŞMEK

Yumuşamak.

ÖTELEYEBİLME

Öteleyebilmek işi.

ÖTEKTOİDALTI

Ötektoid bileşiminin altındaki bileşimlere ilişkin olan.

ÖTÜMSÜZLÜK

Sert olma durumu.

ÖTEKİLEŞMEK

Dışlanmak.

ÖTROFİKASYON

Bir su kaynağında bitki besin tuzlarının artışına bağlı olarak sucul bitkilerin aşırı çoğalmasıyla şekillenen kirlilik. Deterjanlı sularla göllerde fosfatın artması ve buna bağlı olarak su bitkilerinin biyolojik kitlesinin artması, gübrelemeyle toprağın besin elementlerince zenginleşmesi ve dolayısıyla bitkisel ürünlerin artması biçiminde tanımlanan, bir ekosistemin tamamında veya belirli kısımlarında besin maddelerinin artması, zenginleşmesi olayını niteleyen bir terim.

ÖTÜMLÜLEŞME

Yumuşama.

ÖTEKTİKÜSTÜ

Ötektik bileşiminin üstünteki bileşimlere ilişkin olan.

ÖTEKTOİDÜSTÜ

Ötektoid bileşiminin üstündeki bileşimlere ilişkin olan.

ÖTLEĞENGİLLER

Örnek hayvanı ötleğen olan ötücü kuşlar familyası.

ÖTÜMSÜZLEŞMEK

Sert duruma gelmek.

  -   -   -  

Anlamında ÖT bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÖT geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AFET

Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım. Çok kötü. Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk. Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın. Kıran.

ADAPTÖR

Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.

ACI

Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.

ALÇAK

Yerden uzaklığı az olan, yüksek karşıtı. Kısa (boy). Bile bile en kötü, en ahlaksızca davranışlarda bulunan, aşağılık, soysuz, namert, rezil, hain. Aşağıda olan, yüksek olmayan (yer).

ABULLABUT

Kaba saba ve anlayışsız (kimse). Biçimsiz ve kötü giyinen, giyimine özen göstermeyen (kimse).

ANÜS

Sindirim sisteminin sonunda bulunan ve dışkının atılmasına yarayan çıkış deliği, makat, şerç, büzük, göt, sofra.

ADİ

Değersiz, kötü, sıradan, hiçbir özelliği olmayan. Bayağı. Aşağılık, alçak.

ABDESTSİZ

Abdest almamış olan (kimse). Abdesti bozulmuş olan (kimse). Abdest almadan, abdest almaksızın. Kötü adam.

ALMAŞ

İki veya daha çok şeyin sıra ile değiştirilerek kullanılması veya kendiliğinden değişerek çalışması, keşikleme, münavebe. Birinin doğru olması ötekinin yanlışlığını gerektiren iki önermenin oluşturduğu sistem.

ALDATMAK

Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.

AĞIRCA

Oldukça ağır. Kötüleşmiş (hasta). (ağı'rca) Oldukça ağır bir biçimde.

ALİ

Yüce, yüksek. "Kurnazca ve haince düzen" anlamında Ali Cengiz oyunu, "çok zorba" anlamında Ali kıran baş kesen, "bir kimse birinden aldığını ötekine, ötekinden aldığını bir başkasına vererek işini yürütmek" anlamında Ali'nin külahını Veli'ye, Veli'nin külahını Ali'ye giydirmek deyimlerinde geçen bir söz.

AHLAKLILIK

Bir insanın veya bir insan grubunun iyi ve kötü açısından davranış biçimi ve ahlaki düşünüşü. Ahlak kuralları ile uyum içinde olma.

ADLANMAK

Kendisine ad verilmek, isimlenmek. Kötü ün kazanmak, isimlenmek.

ACIMAK

Tadı acı duruma gelmek, acılaşmak. Başkasının uğradığı veya uğrayacağı kötü bir duruma üzülmek. Merhamet etmek. Acılı, ağrılı olmak.

AHLAKSIZ

Ahlak kurallarına uymayan. Dürüst davranmayan, kötü huylu, terbiyesiz.

AKTARMA

Aktarmak işi. Bir yolcunun gideceği yere birkaç araç değiştirerek ulaşması. Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş, transfer. Alıntı. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Bir taşıttan başka bir taşıta geçme. Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme. Para aktarımı. Arıları bir kovandan ötekine geçirme.

ALAKARGA

Kargagillerden, iri gövdeli, ötücü, tüyleri alacalı bir tür kuş, kestane kargası (Garrulus glandarius). Saksağan.

ALMAK

Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.

AHİRET

Dinî inanışa göre, insanın öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağı ve Tanrı'ya hesap vereceği yer, öbür dünya, öteki dünya.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük