ÖRE ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "öre" olan, toplam 71 adet kelime bulunmaktadır. öre ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu öre ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde öre olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

ÖRENDELENMEK

10 harfli kelimeler

ÖRENBOYALI, ÖRENDERESİ, ÖRENHARMAN

9 harfli kelimeler

ÖREBİLMEK, ÖREKLEMEK, ÖRELENMEK, ÖRENCELİK, ÖRENPINAR, ÖRENŞEHİR

8 harfli kelimeler

ÖREBİLME, ÖRELEMEK, ÖRENAĞIL, ÖRENBAŞI, ÖRENBURÇ, ÖRENDERE, ÖRENDİRE, ÖRENKALE, ÖRENKAYA, ÖRENKENT, ÖRENKUYU, ÖRENLİCE, ÖRENPULU, ÖRENTAHT, ÖRENTEPE, ÖRENYAKA, ÖRENYERİ, ÖRENYURT

7 harfli kelimeler

ÖRENBEL, ÖRENCİG, ÖRENCİK, ÖRENÇAY, ÖRENDİK, ÖRENGÜL, ÖRENİÇİ, ÖRENKÖY, ÖRENLER, ÖRENLİK, ÖRENMEK, ÖRENŞAR, ÖRENTAŞ, ÖRETMEK, ÖRETMEN, ÖREYKÖY, ÖREYLER

6 harfli kelimeler

ÖRECEN, ÖREGEÇ, ÖREGEN, ÖREĞEN, ÖREKEÇ, ÖREKLİ, ÖREMEÇ, ÖREMEK, ÖREMEN, ÖRENCE, ÖRENDE, ÖRENEL, ÖRENLİ, ÖRENSU

5 harfli kelimeler

ÖREKE, ÖREÇE, ÖREDE, ÖREGÜ, ÖREĞİ, ÖREME, ÖRENE

4 harfli kelimeler

ÖREK, ÖREN, ÖREÇ, ÖREY

3 harfli kelimeler

ÖRE

Bazı kelimelerin anlamları

ÖRE

Güç, erke. Çevre, dolay. Makarna. Üç yaşında dişi tay. Yün, iplik eğirme aracı, kirmen. Ora bura, kıyı köşe. Örek; bina. Gazete, dergi veya kitap gibi yazılı şeylerde sayfanın yukarıdan aşağıya doğru bölünmüş olduğu kısımlardan her biri.

ÖRENDELENMEK

Seçilmek, beğenilmek.

ÖREBİLME

Örebilmek işi.

ÖRENAĞIL

Batman şehrinde, Sason ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

ÖRENPINAR

İçel kenti, Gülnar ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

ÖRENBOYALI

Konya kenti, Güneysınır ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

ÖREBİLMEK

Örme imkânı veya olasılığı bulunmak.

ÖRELEMEK

Gelişigüzel, üstünkörü iş yapmak. Düzeltmek, süslemek. Bir şeyi geçici olarak onarmak. Birdenbire göz önünden kaybolmak. Dolambaçlı, anlamsız ve yersiz konuşmak. Yeni yürümeye başlayan çocuk, keklik seke seke yürümek. Düzeltmek. Örmek, onarmak.

ÖRENDERESİ

Kahramanmaraş şehrinde, Afşin ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

ÖRENHARMAN

Balıkesir kenti, Durak nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

ÖRENBAŞI

Kastamonu ilinde, Devrekâni ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

ÖRELENMEK

Saldırmak. Üşüşmek : Sinekler başıma örelendiler. Sallanmak, dalgalanmak.

ÖRENBURÇ

Van ili, Saray ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

ÖRENŞEHİR

Antalya kenti, Manavgat belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Kayseri kenti, Örenşehir nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

ÖREKLEMEK

Hayvanın kaçmaması için bir ayağını bağlamak.

ÖRENCELİK

Bir şeyi öğrenmek, alışmak için yapılan iş.

  -   -   -  

Anlamında ÖRE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÖRE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ADAP

Töre. Yol yordam.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

AF

Bir suçu, bir kusuru veya bir hatayı bağışlama. Görevden çıkarılma.

AHLAK

Bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları, aktöre, sağtöre. Huylar.

AHİLİK

Cömertlik. Kökleri eski Türk törelerine dayanan ve Anadolu'da yüksek bir gelişim gösteren esnaf, zanaatçı, çiftçi vb. bütün çalışma kollarını içine alan ocak.

AHİRET

Dinî inanışa göre, insanın öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağı ve Tanrı'ya hesap vereceği yer, öbür dünya, öteki dünya.

AĞITLAMA

Ölmüşleri anmak için düzenlenen törende okunan övgü.

AH

İlenme, beddua. (a:h) Ağrı, acı duyulduğunda söylenen bir söz. (a:h) Sesin tonuna göre pişmanlık, öfke, özlem, beğenme, sevgi vb. duygular anlatan bir söz.

ACAYİP

Sağduyuya, göreneğe, olağana aykırı, garip, tuhaf, yadırganan, yabansı. Şaşma anlatan bir söz.

ADAYLIK

Aday olma durumu, namzetlik. Bir görevde yetiştirilme.

AÇMA

Açmak işi. Bir tür susamsız, kalınca, yağlı çörek. Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi.

ADAM

İnsan. Birinin yararlandığı, kullandığı kimse. Birinin yanında bulunan ve işini yapan kimse. Bir alanı benimseyen kimse. Eş, koca. Görevli kimse. İyi huylu, güvenilir kimse. Erkek kişi. Daima birinin yanında olan, onu destekleyen, isteklerini yerine getiren kimse.

ADAPTÖR

Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.

ACELECİ

Tez iş gören, çabuk davranan, canı tez, farfara, fırtına gibi, içi tez, ivecen, iveğen, kıvrak, sabırsız, tez canlı, telaşlı, acul.

AHLAKÇA

Ahlak anlayışına göre, ahlak değerleri bakımından, ahlaken.

AFFETMEK

Bağışlamak. Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek. Birinin sorumluluğundaki bir görevden veya işten çıkmasına izin vermek.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

ADAY

Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.

ADLİYE

Hukuk ve adalet işlerini gören devlet kuruluşları. Hukuk ve adalet işlerinin görüldüğü resmî yapı.

AĞIRLAŞMAK

Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük