ÖR ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "ör" olan, toplam 389 adet kelime bulunmaktadır. ör ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu ör ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ör olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

ÖRGÜTLENDİRİLMEK

15 harfli kelimeler

ÖRGÜTLENDİRİLME, ÖRGÜTLENEBİLMEK, ÖRNEKLEYEBİLMEK

14 harfli kelimeler

ÖRGÜTLENDİRMEK, ÖRNEKLENDİRMEK, ÖRÜMCEĞİMSİLER, ÖRGÜTLENEBİLME, ÖRNEKLEYEBİLME, ÖRNEKSEMECİLİK

13 harfli kelimeler

ÖRGÜTLENDİRME, ÖRNEKLENDİRME, ÖRÜMCEKLENMEK, ÖRNEKLEMDEĞER

12 harfli kelimeler

ÖRÜMCEKLENME, ÖRENDELENMEK, ÖRGENSELKENT, ÖRTÜŞEBİLMEK

11 harfli kelimeler

ÖRDEKGAGASI, ÖRDEKGİLLER, ÖRGÜTLENMEK, ÖRGÜTSÜZLÜK, ÖRNEKLENMEK, ÖRCÜNLENMEK, ÖRCÜNLEŞMEK, ÖRDEKSİPİSİ, ÖRGERDİLMEK, ÖRGETÜMGESİ, ÖRGÜTLEŞMEK, ÖRNEKÇELEME, ÖRNEŞTİRMEK, ÖRSENHOPURU, ÖRTÜŞEBİLME, ÖRTÜŞTÜRMEK, ÖRÜNDÜLEMEK

10 harfli kelimeler

ÖRGÜTÇÜLÜK, ÖRGÜTLEMEK, ÖRGÜTLENİŞ, ÖRGÜTLENME, ÖRGÜTLEYİŞ, ÖRNEKLEMEK, ÖRNEKLENME, ÖRNEKSEMEK, ÖRSELENMEK, ÖRÜMCEKLER, ÖRCELEŞMEK, ÖRENBOYALI, ÖRENDERESİ, ÖRENHARMAN, ÖRGEMCELİK, ÖRGENCİLİK, ÖRGENÇELİK, ÖRGÜTLEŞME, ÖRNEKBİÇİM, ÖRNEKEVREN, ÖRNEKLEŞİM, ÖRSENLEMEK, ÖRTEBİLMEK, ÖRTMECİLİK, ÖRTÜŞTÜRME, ÖRTÜVERMEK, ÖRÜŞTÜRMEK

9 harfli kelimeler

ÖRDEKBAŞI, ÖRGÜTLEME, ÖRNEKLEME, ÖRNEKSEME, ÖRSELEMEK, ÖRSELENİŞ, ÖRSELENME, ÖRSELEYİŞ, ÖRTTÜRMEK, ÖRÜMCEKLİ, ÖRÜMCEKSİ, ÖRCELEMEK, ÖRDEKDEDE, ÖRDEKGÖLÜ, ÖRDEKHACI, ÖREBİLMEK, ÖREKLEMEK, ÖRELENMEK, ÖRENCELİK, ÖRENPINAR, ÖRENŞEHİR, ÖRGENDİRE, ÖRGENMEYH, ÖRGENÜSTÜ, ÖRGÜCÜLÜK, ÖRGÜLEMEK, ÖRKELEMEK, ÖRKENDERE, ÖRMELEMEK, ÖRMEPINAR, Devamını Oku »»

8 harfli kelimeler

ÖRDÜRMEK, ÖRGENSEL, ÖRGÜTSEL, ÖRGÜTSÜZ, ÖRKLEMEK, ÖRNEKLEM, ÖRNEKLİK, ÖRSELEME, ÖRTTÜRME, ÖRTÜLMEK, ÖRTÜNMEK, ÖRTÜŞMEK, ÖRÜCÜLÜK, ÖRCEŞMEK, ÖRÇERMEK, ÖRDEKKÖY, ÖREBİLME, ÖRELEMEK, ÖRENAĞIL, ÖRENBAŞI, ÖRENBURÇ, ÖRENDERE, ÖRENDİRE, ÖRENKALE, ÖRENKAYA, ÖRENKENT, ÖRENKUYU, ÖRENLİCE, ÖRENPULU, ÖRENTAHT, Devamını Oku »»

7 harfli kelimeler

ÖRDÜRME, ÖRGÜSÜZ, ÖRGÜTÇÜ, ÖRGÜTLÜ, ÖRKLEME, ÖRNEĞİN, ÖRTENEK, ÖRTMECE, ÖRTÜLME, ÖRTÜNME, ÖRTÜSÜZ, ÖRTÜŞME, ÖRÜLMEK, ÖRÜMCEK, ÖRATMAN, ÖRCÜNLÜ, ÖRDEKÇİ, ÖRDEKLİ, ÖRENBEL, ÖRENCİG, ÖRENCİK, ÖRENÇAY, ÖRENDİK, ÖRENGÜL, ÖRENİÇİ, ÖRENKÖY, ÖRENLER, ÖRENLİK, ÖRENMEK, ÖRENŞAR, Devamını Oku »»

6 harfli kelimeler

ÖRGÜCÜ, ÖRGÜLÜ, ÖRTBAS, ÖRTMEK, ÖRTÜLÜ, ÖRÜLME, ÖRÜLÜŞ, ÖRÜMCE, ÖRÜNTÜ, ÖRDEYH, ÖRECEN, ÖREGEÇ, ÖREGEN, ÖREĞEN, ÖREKEÇ, ÖREKLİ, ÖREMEÇ, ÖREMEK, ÖREMEN, ÖRENCE, ÖRENDE, ÖRENEL, ÖRENLİ, ÖRENSU, ÖRFİYE, ÖRİFAG, ÖRİFAJ, ÖRİTOP, ÖRKLÜK, ÖRKMEK, Devamını Oku »»

5 harfli kelimeler

ÖRCİN, ÖRDEK, ÖREKE, ÖRGEN, ÖRGÜN, ÖRGÜT, ÖRMEK, ÖRNEK, ÖRTME, ÖRTÜK, ÖRTÜŞ, ÖRÜCÜ, ÖRÜLÜ, ÖRBÜÇ, ÖRBÜK, ÖRCÜM, ÖRCÜN, ÖRDEN, ÖRDÜL, ÖREÇE, ÖREDE, ÖREGÜ, ÖREĞİ, ÖREME, ÖRENE, ÖRFLÜ, ÖRGÜÇ, ÖRHEN, ÖRİCE, ÖRİÖK, Devamını Oku »»

4 harfli kelimeler

ÖREK, ÖREN, ÖRFİ, ÖRGE, ÖRGÜ, ÖRME, ÖRTÜ, ÖRÜK, ÖRÜM, ÖRÜŞ, ÖRCE, ÖRDE, ÖREÇ, ÖREY, ÖRGİ, ÖRİK, ÖRKE, ÖROĞ, ÖRSE, ÖRSÜ, ÖRTİ, ÖRÜN, ÖRÜT, ÖRYE

3 harfli kelimeler

ÖRF, ÖRK, ÖRS, ÖRÜ, ÖRÇ, ÖRD, ÖRE, ÖRG, ÖRİ, ÖRÖ, ÖRT

2 harfli kelimeler

ÖR

Bazı kelimelerin anlamları

ÖR

Bir şeyin özü, kökü. Ufalanmış, çürümüş, toz durumuna gelmiş şey. İçinde ateş kırıntıları olan kül, köz. Tohum. Ateş kırıntılariyle dolu kül, kömür tozu ateşi.

ÖRÜMCEĞİMSİLER

Karada yaşayan akrepler, örümcekler, keneler ve uyuz böceklerini içine alan, dört çift ayaklı eklem bacaklılar sınıfı.

ÖRGÜTLENDİRME

Örgütlendirmek işi, teşkilatlandırma.

ÖRGÜTLENDİRİLMEK

Örgütlendirme işi yapılmak, teşkilatlandırılmak.

ÖRGÜTLENEBİLME

Örgütlenebilmek işi, teşkilatlanabilme.

ÖRÜMCEKLENME

Örümceklenmek işi.

ÖRNEKLEYEBİLME

Örnekleyebilmek işi.

ÖRGÜTLENEBİLMEK

Örgütlenme imkânı veya olasılığı bulunmak, teşkilatlanabilmek.

ÖRÜMCEKLENMEK

Bir yer örümcek ağlarıyla dolmak. Bakımsız ve terk edilmiş bulunmak. Ateşli hastalıklarda göz, ağız vb. yerler kurumuş salgılarla perdelenir gibi olmak.

ÖRGÜTLENDİRMEK

Bir örgüt etrafında toplamak, teşkilatlandırmak.

ÖRNEKLENDİRMEK

Örneklerle göstermek, örneklerle açıklamak.

ÖRNEKLEYEBİLMEK

Örnekleme imkânı veya olasılığı bulunmak.

ÖRNEKSEMECİLİK

Hayvan öyküncelerinin anakonusu olan, görünüşte hayvan, devinim ve konuşma yönlerinden insansal özellikler gösteren hayvanların durumunu anlatan sözcük, bk. hayvan öyküncesi. karşılığı hayvan masalı.

ÖRNEKLEMDEĞER

Örneklemedeki değerlerden bulunan bir değer. Ortalama, değişke ve benzerleri. kümesi X olasılıksal değişkeninden alınmış bir rasgele örneklem ise, Y = g işlevi. Bu işlev, bilinmeyen bir değiştirge içermez. bağımsız olasılıksal değişkenleri belli bir olasılıksal dağılımı olan X olasılıksal değişkeni ile aynı dağılımlı ise 'ye X'den bir rasgele örneklem adı verilir.

ÖRNEKLENDİRME

Örneklendirmek işi.

ÖRGÜTLENDİRİLME

Örgütlendirilmek işi, teşkilatlandırılma.

  -   -   -  

Anlamında ÖR bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÖR geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ACEMLEŞMEK

Kültür ve medeniyet bakımından İran halkını örnek almak veya etkisi altında kalmak.

ADAM

İnsan. Birinin yararlandığı, kullandığı kimse. Birinin yanında bulunan ve işini yapan kimse. Bir alanı benimseyen kimse. Eş, koca. Görevli kimse. İyi huylu, güvenilir kimse. Erkek kişi. Daima birinin yanında olan, onu destekleyen, isteklerini yerine getiren kimse.

AÇIKLIK

Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.

ADLİYE

Hukuk ve adalet işlerini gören devlet kuruluşları. Hukuk ve adalet işlerinin görüldüğü resmî yapı.

ACELECİ

Tez iş gören, çabuk davranan, canı tez, farfara, fırtına gibi, içi tez, ivecen, iveğen, kıvrak, sabırsız, tez canlı, telaşlı, acul.

ADAY

Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.

ABANDONE

Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.

ACIKLI

Acındıracak, acı verecek nitelikte olan, dokunaklı, üzücü, koygun. Acı görmüş, yaslı, kederli.

ADAP

Töre. Yol yordam.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

AÇMA

Açmak işi. Bir tür susamsız, kalınca, yağlı çörek. Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi.

ABRAŞ

Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

ADCILIK

Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş, isimcilik, nominalizm.

ADABIMUAŞERET

Görgü kuralları.

ADAYLIK

Aday olma durumu, namzetlik. Bir görevde yetiştirilme.

AÇILMA

Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.

ACAYİP

Sağduyuya, göreneğe, olağana aykırı, garip, tuhaf, yadırganan, yabansı. Şaşma anlatan bir söz.

ADAPTÖR

Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.

ACİBE

Görülmemiş, alışılmamış, şaşılacak veya yadırganacak şey.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük