ÖNCEL ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "öncel" olan, toplam 9 adet kelime bulunmaktadır. öncel ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu öncel ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde öncel olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

ÖNCELEMEK, ÖNCELİKLE, ÖNCELİKLİ, ÖNCELEYİN

8 harfli kelimeler

ÖNCELEME, ÖNCELERİ, ÖNCELLİK

7 harfli kelimeler

ÖNCELİK

5 harfli kelimeler

ÖNCEL

Bazı kelimelerin anlamları

ÖNCEL

Bir görevde, meslekte kendinden önce yerini tutmuş olan kimse, selef, eslaf, ardıl karşıtı. Önceden yaşamış olanlar. Sonucun çıkarıldığı önerme ya da önermeler.

ÖNCELERİ

Önceki zamanda, başlangıçta.

ÖNCELEYİN

İlk önce, daha önce.

ÖNCELLİK

Bir sıra düzeni içinde birbirini izleyen uyaran ya da sınarlar arasında ya da sıralayıcı bir ölçekte dizilenmiş bireyler arasında önce gelenin taşıdığı sırasal konum.

ÖNCELİKLİ

Önceliği olan.

ÖNCELİK

Bir şeyin öbüründen önce olması durumu, takaddüm.

ÖNCELEMEK

Bir şeyi önceden yapmak, geri bırakmamak, öne almak, takdim etmek. Tanıtmak, yönlendirmek amacıyla överek öne çıkarmak, lanse etmek.

ÖNCELİKLE

Öne alınarak, daha önce olarak.

ÖNCELEME

Öncelemek işi, lanse.

  -   -   -  

Anlamında ÖNCEL bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÖNCEL geçen kelimeler listesi verilmiştir.

LANSE

Önceleme.

SELEF

Bir görevde, bir makamda kendinden önce bulunmuş olan kimse, öncel, halef karşıtı.

İPTİDA

Başlangıç. (i'ptida:) Önceleri, en önce, ilk önce. Bir işe başlama.

İLTİMAS

Haksız yere, yasa ve kurallara uymaksızın kayırma, arka çıkma. Birine herhangi bir konuda öncelik ve ayrıcalık tanıma.

İŞLEVCİLİK

Toplumu, her bir ögesi belli bir işlev yapan karşılıklı bağlılıklar ve etkileşmeler düzeni olarak gören, toplumu tek başına belirleyen herhangi bir temelin bulunmadığını savunan akım, görevcilik, fonksiyonalizm. Algının öncelikle gereksinimler ve coşkulara dayalı etkinliklerin sonucu olduğunu savunan görüş, görevcilik, fonksiyonalizm.

İLGİ

İki şey arasında bulunan herhangi bir bağlılık, ilişki, alaka, taalluk, aidiyet. Belirli bir olay veya etkinliğe yakınlık duyma, ondan hoşlanma ve ona öncelik tanıma. Kimyasal şartlar eş veya birbirine çok yakın olduğunda ögelerin birbirleriyle birleşmede gösterdiği seçicilik. Dikkati öncelikle belirli bir şey üzerinde toplama eğilimi.

DUYGULULUK

Tepkilerin öncelikle duygulara dayanması durumu. Uyarımları almadaki incelik. Çabuk, kolay heyecanlanma eğilimi.

FLAŞ

Fotoğraf çekiminde ışık yeterli olmadığında bir görüntüyü net almak için kullanılan çok kısa süreli ve güçlü parıltı. İletişimde üstünlüğü, önceliği olan, önemli (haber). Fotoğraf çekiminde güçlü parıltıya gereksinim duyulduğunda kullanılan lamba. Gösterişe, ilgiye düşkün. Televizyon yayınlarında görüntüyü net almak için kullanılan çok kısa süreli ve güçlü ışıltı. Ünlü, gözde.

İPTİDALARI

Önceleri.

ARDIL

Birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, arda, halef, öncel karşıtı. Bir çıkarımda varılan sonuç.

ADÇEKME

Yarışçıların deneme sıralarını, koşucuların koşaklarını saptamak için yapılan düzenleme işlemi. Oyunun başlangıcında oyuncular arasında yarıalan seçimi ve başlama atışı ya da karşılama hakkı için öncelik sağlayan eylem. Oyunun başlangıcında oyuncular arasında yarıalan seçimi ve başlama atışı hakkı için öncelik sağlayan eylem. Aynı ağırlık sınıfında karşılaşacak yumrukoyuncularının eşleştirilmesi için ad ya da numara çekme işi.

MİLİTARİZM

Bir ülkede ordu gücünün aşırı derecede ağır basması. Her tür sorunu askerî yöntemlere başvurarak çözme, bundan dolayı silahlı kuvvetlere öncelik tanıma eğilimi.

RÜÇHAN

Üstünlük. Öncelikli. Yeğlik.

AVARIZ

Kazalar, belalar. Engebe. Osmanlılarda önceleri yalnız olağanüstü durumlarda, sonraları ise sürekli olarak halktan toplanan vergi.

EVVELİYAT

Bir işin önceki evreleri, öncesi, önceleri.

BALTACI

Balta yapan ya da satan kimse. Yangın söndürme kuruluşlarında balta kullanan er, baltalı. Önceleri sefer sırasında çalılık ve ormanlık yerleri temizlemek, yol açmak, çadırları kurup kaldırmak, yükleri bindirip indirmekle, sonraları kızlar ağasına bağlı olarak sarayı korumak ve sarayın dış hizmetlerini yapmakla görevli kimse, baltalı. Odun kırıcı.

DOĞUŞTANCILIK

Herhangi bir canlı türünün yapısal ve görevsel gelişiminde yaşantı, öğrenme vb. edinilmiş faktörlere değil, kalıtımla ilgili olanlara ağırlık ve öncelik veren görüş, fıtriye, nativizm.

EVVELEMİRDE

Öncelikle, ilk önce, her şeyden önce.

EVVELLERİ

Önceleri.

TAKADDÜM

Öncelik.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük