Kelimeler arşivi içinde; başında "öd" olan, toplam 126 adet kelime bulunmaktadır. öd ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu öd ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde öd olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ÖDÜLLENDİREBİLMEK
ÖDÜLLENDİREBİLME
ÖDEVLENDİRİLMEK, ÖDÜLLENDİRİLMEK
ÖDEVLENDİRİLME, ÖDÜLLENDİRİLİŞ, ÖDÜLLENDİRİLME
ÖDEVLENDİRMEK, ÖDEYEBİLİRLİK, ÖDÜLLENDİRMEK
ÖDENEKSİZLİK, ÖDEVLENDİRME, ÖDÜLLENDİRİM, ÖDÜLLENDİRME
ÖDETEBİLMEK, ÖDEYEBİLMEK, ÖDEYEMEZLİK, ÖDEYİVERMEK, ÖDÜNÇLENMEK, ÖDÜNÇLERİNE, ÖDÜNÇLEŞMEK, ÖDÜRÜKLEMEK
ÖDENEBİLİR, ÖDEŞTİRMEK, ÖDETEBİLME, ÖDETTİRMEK, ÖDEYEBİLME, ÖDEYİVERME, ÖDÜLLENMEK, ÖDÜNÇLEMEK, ÖDÜNÇLENME, ÖDÜNÇLEŞME, ÖDÜNSÜZLÜK, ÖDÜRLENMEK
ÖDEMEZLİK, ÖDENEKLİK, ÖDENEKSİZ, ÖDEŞTİRME, ÖDETİLMEK, ÖDETTİRME, ÖDEVBİLİM, ÖDÜKLEMEK, ÖDÜNCÜLÜK, ÖDÜNÇLEME, ÖDÜNLEMEK, ÖDÜNLÜLÜK, ÖDÜNSÜZCE, ÖDÜTLEMEK, ÖDYOMETRE
ÖDALACAK, ÖDEMELİK, ÖDEMİŞLİ, ÖDENEKLİ, ÖDENMEME, ÖDETİLME, ÖDETİMCİ, ÖDEYEMEZ, ÖDLEKLİK, ÖDÜÇLEME, ÖDÜNLEME, ÖDÜRTMEK
ÖDEMELİ, ÖDENİLİ, ÖDENMEK, ÖDENMİŞ, ÖDEŞMEK, ÖDEŞÜYH, ÖDETİCİ, ÖDETMEK, ÖDEVCİL, ÖDEVLER, ÖDLEKÇE, ÖDLESKİ, ÖDÜKMEK, ÖDÜNCCE, ÖDÜNÇÇÜ, ÖDÜNSÜZ, ÖDÜRENK, ÖDÜRGÜÇ, ÖDÜRMEK
ÖDDEYH, ÖDEBİK, ÖDEGEÇ, ÖDEKCİ, ÖDEKLİ, ÖDEKLÜ, ÖDELEK, ÖDEMEK, ÖDEMİŞ, ÖDEMLİ, ÖDENCE, ÖDENEK, ÖDENİŞ, ÖDENME, ÖDENTİ, ÖDEŞME, ÖDETME, ÖDEVLİ, ÖDEYEN, ÖDGÖNÇ, ÖDLESİ, ÖDÜLLÜ, ÖDÜNCÜ, ÖDÜNLÜ, ÖDÜRGÜ, ÖDÜRLÜ
ÖDDEK, ÖDEME, ÖDGEL, ÖDGÜÇ, ÖDLEK, ÖDSEK, ÖDSÜS, ÖDÜNÇ
ÖDDE, ÖDEK, ÖDEM, ÖDEN, ÖDEŞ, ÖDEV, ÖDÜÇ, ÖDÜK, ÖDÜL, ÖDÜN
ÖDÜ
ÖD
ÖD
Safra. Öd ağacı. Bu ağacın kıyılmış parçalarından yapılan tütsü. Zaman. Asmanın budanan, işe yaramayan çubukları. Yüreklilik. Halk dilinde Safra Kesesi. Sığır. Karaciğerden salınan ve oniki-parmak bağırsağına gelerek sindirime yardım eden bir salgı.
ÖDEVLENDİRME
Ödevlendirmek işi.
ÖDÜLLENDİREBİLMEK
Ödüllendirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÖDÜLLENDİRME
Ödüllendirmek işi.
ÖDEVLENDİRMEK
Birine ödev vermek.
ÖDÜLLENDİRİLMEK
Ödüllendirme işi yapılmak.
ÖDÜLLENDİREBİLME
Ödüllendirebilmek işi.
ÖDEVLENDİRİLMEK
Ödevlendirme işine konu olmak.
ÖDÜLLENDİRMEK
Bir başarıyı veya bir iyiliği ödülle değerlendirmek, mükâfatlandırmak.
ÖDÜLLENDİRİLİŞ
Ödüllendirilme işi.
ÖDENEKSİZLİK
Ödeneksiz olma durumu.
ÖDEYEBİLİRLİK
Bir kişi veya işletmenin vadesi dolduğunda borçlarını ödeyebilme yeteneği. İşletmenin feshi durumunda mevcut varlıklarıyla yükümlülüklerini karşılayabilme gücü.
ÖDÜLLENDİRİM
Bankalarda tasfiyeye uğramış alacaklar arasında, ödemelerini düzenli yapmış, ancak borçları ödeyememezlik durumuna düşmüş iyi niyetli borçlulara uygulanan taksit kolaylığı ile faiz ve komisyon indirimi. Vergi bağışıklığı, bir verginin kaldırılması veya dışsatımı özendirmek amacıyla bazı dışsatım mallarının vergi dışı bırakılması. Alıcıların uğrayabileceği zararı karşılamak amacıyla ya da fazla miktarda mal satınalanlara satıcının ilave olarak bedelsiz verdiği mal ya da yaptığı fiyat indirimi. Sigorta şirketinin hesap dönemlerinde, acenteden alacağı bedelin bir kısmını indirmesi.
ÖDETEBİLMEK
Ödetme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÖDEVLENDİRİLME
Ödevlendirilmek işi.
ÖDÜLLENDİRİLME
Ödüllendirilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖD geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ASKER
Orduda görev yapan erden generale kadar herkes. Askerlik görevi ya da ödevi. Er. Topluluk düzenine saygısı olan, disiplinli. Yurdunu iyi koruyan, kahraman özelliği taşıyan.
AYLIKLI
Aylık alan (kimse), maaşlı. Karşılığı aylıkla ödenen.
BAĞIŞIK
Herhangi bir ödevin veya yükümlülüğün dışında kalan, muaf. Bazı mikroplara karşı aşı veya doğal yolla direnç kazanmış olan.
ARMAĞAN
Birini sevindirmek, mutlu etmek, onurlandırmak, kutlamak için veya anı olarak verilen şey, hediye, dürü. Bağış, ihsan. Bir bilim adamının emek verdiği dalda onu anmak için hazırlanan bilimsel eser. Ödül.
AVİSTO
Ödenmesi gereken poliçelere yazılan ve "görüldüğünde" anlamına gelen bir terim.
APEL
Anonim ortaklıklarda sermaye artırımı için yapılmış olan ödeme çağrısı.
ALINDILI
Postaya ek ücret ödenerek alındı karşılığında verilen ve alıcısına ulaştırılması üstlenilmiş olan (mektup, paket vb.), taahhütlü.
ARDİYE
Evlerde kullanılmayan, saklanması gereken eşyaların konulduğu bölüm. Böyle bir yerde saklanılan eşya için ödenen ücret. Genellikle ticaret eşyasının saklandığı yer, depo.
AYLIK
Birine, görevi karşılığı olarak veya geçimi için her ay ödenen para, maaş. Bir ay içinde olan. Bir ay için. Ayda bir kez yapılmış olan veya çıkan. Belirli aydan beri var olan. Bir ay süren, mahiye.
ARACI
Ara bulucu. Üretici ile tüketici arasında alım satım konusunda bağlantı kuran ve bundan kazanç sağlayan kimse, mutavassıt, komprador. İki şey arasında bağlantı kuran kimse, vasıta. İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği.
AİDAT
Dernek, kuruluş, kulüp üyelerinin belli sürelerde, belli miktarlarda ödedikleri para, ödenti. Bir hizmet karşılığı sürekli ve düzenli ödenen para. Kesenek.
ARİYET
Ödünçleme. Belli bir taşınır malın kullanımının geri verilmek şartıyla bedelsiz olarak bir kimseye bırakılması.
AMORTİ
Birden ödenerek faizinin işlemesine son verilen tahvil. Piyangoda bilet değeri kadar kazanılan ikramiye.
ARİYETEN
Eğreti olarak, ödünç olarak.
ACİZ
Gücü bir işe yetmez olanın durumu, güçsüzlük. Beceriksizlik. Kişinin ve kuruluşun borcunu vaktinde ödeyememesi durumu.
AKONT
Bir borca karşılık, hesabı daha sonra görülmek üzere yapılmış olan kısmi ödeme.
AMORTİSMAN
Yıpranma payı. Faizin işlemesine son vermek için bir tahvilin birden ödenmesi.
AVAL
Ticari senetlerde, ödemeden sorumlu olanların ödememesi durumunda üçüncü bir kişinin alacaklılara senet bedelini ödeyeceğine ilişkin verdiği güvence. Saflığı sersemlik derecesine varan (kimse).
ABONE
Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.