Ö ile başlayan 2 harfli kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "ö" olan, 2 harfli toplam 16 adet kelime bulunmaktadır. ö harfi ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu ö harfi ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ö harfi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Sözcüklerin anlamı için kelime üzerindeki bağlantılardan faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

ÖK

Anne. Anne ve baba. Deve çağırma ünlemi. Ek. Göğüs. Çayırda otlayan hayvanı ayaklarından bağlamaya yarayan ip. Acı ünlemi, of. Yeni yürümeye başlayan çocukları sakıncalı, korkulu şeylerden uzaklaştırmak için "cız" anlamında kullanılır. Akıl. Akciğer. İp, urgan. Anasız çocuk, öksüz. Akıl, hatır, zekâ, zihin.

ÖY

Ön. Ev.

ÖL

Toprağın nemi, tav. Islaklık (toprak için): Toprağın hiç ölü kalmamış. Öyle, bk. ölü. Yaşlık, nem, rutubet, toprak tavı.

ÖD

Safra. Öd ağacı. Bu ağacın kıyılmış parçalarından yapılan tütsü. Zaman. Asmanın budanan, işe yaramayan çubukları. Yüreklilik. Halk dilinde Safra Kesesi. Sığır. Karaciğerden salınan ve oniki-parmak bağırsağına gelerek sindirime yardım eden bir salgı.

ÖF

Usanç, bezginlik, tiksinti ve benzerleri duygular anlatan bir söz. Öf (bıkkınlık bildiren ünlem).

ÖŞ

Hemen. Güneş battıktan ya da güneş doğmadan önceki karanlık. Alaca karanlık.

ÖG

Ön. Eski türkçe ön: Ön. Önce. Ön, ön taraf.

ÖN

Önce, mukaddem, evvel. İleri, üstün, makbul. Bir şeyin esas tutulan yüzü, arka karşıtı. Bir şeyin esas tutulan yüzünün baktığı yer, karşı. Bir kimsenin ilerisi. Yakın gelecek zaman. Giyeceklerin genellikle göğsü örten bölümü. Önce olan, ilk. Civar, yöre. öğün. o gün. İlk, ilk gün. Ön (bk. ün). Vücudun, ortasından geçen çizginin yüzden yana gösterdiği yön; gövdenin, göğsün bulunduğu yüzeyi ve yönü. Görünçlüğün önündeki bölüm; öne düşen yerler. Dip karşıtı. Bazı ikinci, üçüncü sınıf sinemalarda görüntülüğe en yakın sıralar. (karşılık: anteriyör,)Bir hayvanın ya da bir parçasının bir eksene göre ilerde olan bölgesi.

ÖV

Ev. Ön.

ÖZ

Bir kimsenin benliği, kendi manevi varlığı, iç, nefis, derun, varoluş karşıtı. Bitkilerin kök, gövde ve dallarının boydan boya ortasında bulunan, hafif, gevrek ve çoğu yumuşak bölüm. "Kendine, kendi kendini" anlamlarında birleşik kelimeler türeten bir söz. Bir şeyin temel ögesi, künh, zübde. Kan bağı ile bağlı olan, üvey olmayan. İçine, arılığını, saflığını bozacak hiçbir şey karışmamış olan, saf, arı. Bir şeyin en kuvvetli veya kıvamlı bölümü, hülasa, zübde, ekstre. Dere, çay. Sulak, verimli yer. Çıbanların içinde ölmüş dokudan oluşan irinle birlikte çıkan parça. Kendi, zat.

ÖÇ

Kötü bir davranış veya sözü cezalandırmak için kötülükle karşılık verme isteği ve işi, intikam.

ÖT

Ateş. Yürek, kalp. Halk dilinde Acılık, öd kesesi, safra kesesi. Ses, sada.

ÖĞ

Ön. Reis, baş, ileri gelen. Ağa, efendi. Kadınların kocalarına seslenirken kullandıkları sözcük. Akıl, hatır, zihin.

ÖR

Bir şeyin özü, kökü. Ufalanmış, çürümüş, toz durumuna gelmiş şey. İçinde ateş kırıntıları olan kül, köz. Tohum. Ateş kırıntılariyle dolu kül, kömür tozu ateşi.

ÖJ

Eski türkçe öç: öç.

ÖM

Gırtlak çıkıntısı, âdemelması.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük