Sonu ÖŞ ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "öş" olan, toplam 18 adet kelime bulunmaktadır. Sonu öş ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında öş olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde öş olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

HÖNGÜLHÖŞ

8 harfli kelimeler

DEMİRDÖŞ

7 harfli kelimeler

BABAKÖŞ, ÇÖLAÇÖŞ, ÇÖLEÇÖŞ, ÇÖLÖÇÖŞ

6 harfli kelimeler

KÖŞKÖŞ

5 harfli kelimeler

ALAÖŞ, KÖTÖŞ, MÖLÖŞ

4 harfli kelimeler

ÖŞÖŞ

3 harfli kelimeler

DÖŞ, HÖŞ, KÖŞ, LÖŞ, TÖŞ, YÖŞ

2 harfli kelimeler

ÖŞ

Bazı kelimelerin anlamları

ÖŞ

Hemen. Güneş battıktan ya da güneş doğmadan önceki karanlık. Alaca karanlık.

BABAKÖŞ

Ayaksız olduğu için yılan sanılan, solucanla beslenen bir tür kertenkele (Anguis fragilis).

ÇÖLÖÇÖŞ

Pancar hoşafı. Şalgam hoşafı. Yoğurtlu şeker pancarı yemeği.

MÖLÖŞ

Manda yavrusu.

LÖŞ

Tembel, uyuşuk (insan ya da hayvan). İşini düzenli yapmayan, şaşkın, dağınık kişi. Güçlü. Ağır. Pis. Tümsek, küçük toprak yığını. Çürümüş. Leş. Çocuk oyununda kaleye ebeden önce gelerek ebe olmaktan kurtulma sevinciyle çıkarılan ünlem. Islak.

DEMİRDÖŞ

Bingöl kenti, Kiğı ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

DÖŞ

Göğüs, bağır. Kaburga altı.

ÖŞÖŞ

Küçük gaz lambası, idare lambası. Sus, kısa kes : Öşöş kes konuşma.

ÇÖLEÇÖŞ

Pancar hoşafı.

KÖŞ

Manda. Kesici araçları bilemeye yarayan bir çeşit taş, bileği taşı. Ocak kenarında oturulan yer, köşe.

ALAÖŞ

Sabah ezanından biraz önceki zaman.

HÖNGÜLHÖŞ

Tahterevalli.

KÖTÖŞ

Ihlamur kabuğundan örülmüş araba döşemesi, araba yatağı.

HÖŞ

Sus. Arabaya koşulan hayvanları istenilen yöne döndürmek için kullanılan ünlem.

KÖŞKÖŞ

Çözgü ipliklerinin dağınık, düzensiz biçimi.

ÇÖLAÇÖŞ

Pancar hoşafı.

  -   -   -  

Anlamında ÖŞ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÖŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BAŞODA

Geleneksel Türk evinde özellikle konukların ağırlandığı büyük ve özenli bir biçimde döşenmiş oda.

ÇATMA

Çatmak işi. Provada geçici olarak bir giysiye iliştirilmiş olan parça. Heykel yapımında çamuru ayakta tutan tel iskelet. Ahşap yapılarda ağaç iskeletin temel parçaları. Semerin ağaç kısmı. Duvarları ağaç gövdesinden birbirine takılarak ve çivisiz olarak yapılmış olan yayla evi, Yörük çadırı. Bir tür döşemelik kumaş.

BARATA

Bilim doktorları ile kardinallerin giydikleri dört köşe külah veya başlık. Osmanlı sarayında genellikle bostancıların, baltacı ve kapıcıların giydikleri, kırmızı çuhadan yapılmış, ucu kıvrık, uzunca başlık.

BOHÇA

İçine çamaşır, elbise vb. koyup sarılan dört köşe kumaş. Ufak ve seçme tütün dengi.

ÇAPLAMAK

Bir şeyin enini, boyunu ölçmek, çapkımak. Keresteleri dört köşe olarak kesip biçmek.

CAMADAN

Çapraz düğmeli, ipek veya sırma işlemeli bir tür kısa yelek. Dört köşe yelkenleri boğarak yüzeylerini küçültme işi.

BORDÜR

Kaldırımların kenarlarında bulunan taşlar. Cilt kapağındaki kalın çizgiler. Genellikle giyim kuşam malzemesindeki kenar süsü. Banyo, tuvalet, mutfak vb. ıslak zeminlerde duvar döşemeleri arasına konan motifli bir fayans türü.

BORİNA

Dört köşe yelkenlerin yan yakalarına, alt tarafa doğru bağlanan halat.

BALAST

Demir yollarında traverslerin altına, şoselerde düzeltilmiş toprak üzerine döşenen taş kırıkları. Safra.

BALON

Isıtılmış hava veya havadan daha hafif bir gazla doldurulan, atmosferde uçabilen, küre biçiminde araç. Aslı olmayan, palavra şey. Karikatürde içi sözle doldurulan yuvarlak. Karnı yuvarlak ve şişkin, boynu dar cam kap. Hava veya gazla doldurulmuş, kauçuktan yapılmış olan çocuk oyuncağı. Geriden gelen rüzgârdan yararlanmak amacıyla yatın ana direği üzerine çekilen üç köşeli, hafif yelken.

AŞOZ

Ahşap gemilerin omurgalarının uzunluğunca ve iki yanında borda kaplamalarının en dar yüzünü yerleştirmek için açılan keskin, sivri köşeli yuva.

ÇEKMEK

Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.

AYRAÇ

Cümle içinde geçen bir sözü, metin dışı tutmak için o sözün başına ve sonuna getirilen yay veya köşeli biçimde işaret, parantez. Kalınan sayfayı belirlemek amacıyla kitapların arasına konulan ince, uzun karton parçası, bellik.

BALALAYKA

Üç köşeli, üç teli olan Rus çalgısı.

ÇENE

Canlılarda baş bölümünde yer alan, kemik veya kıkırdak ile desteklenen, altlı üstlü dişleri taşıyan ve ağzın kapanıp açılmasını sağlayan kasları üzerinde barındıran iki parçaya verilen ad. Baş bodoslamasının omurga ile birleştiği yer, çarık. Köşe. Mengene, kerpeten vb. araçların eşyayı sıkıştıran karşılıklı iki parçasından her biri. Çok konuşma huyu, gevezelik.

ARP

Dik tutularak parmakla çalınan, üç köşeli, telli çalgı.

BUCAK

Kenar, köşe, yer. İlçelerin, bir müdürle yönetilen bölümlerinden her biri, nahiye. Burdur iline bağlı ilçelerden biri.

BENZERLİK

Benzer olma durumu. İki üçgende köşelerinin eşlenmesine göre karşılıklı açıların eş ve karşılıklı kenarların orantısından doğan durum.

ÇAKILLIK

Çakıl döşenmiş veya birikmiş yer.

BURÇ

Kale duvarlarından daha yüksek, yuvarlak, dört köşe veya çok köşeli kale çıkıntısı. Zodyak üzerinde yer alan on iki takımyıldıza verilen ortak ad. Demir aksamın birbirine değmesini engellemek, boşlukları doldurmak amacıyla sarı, karbon, plastik vb.nden yapılmış olan bir motor parçası. Ökse otu.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük